.Aşağıdaki
toplantı 23 nisan 2005 de İstanbul da gerçekleştirilmiştir.
Çeşitli ilim adamı ve toplumun çeşitli alanlarında faaliyet
gösteren sanatçı,politikacı,iş adamı,esnaf toplantıya katılmış
kendi gözlemlerini sunmuşlardı. bir yıl sonra bir arpa boyu
ilerleme kaydedemediğimiz gibi bu arada rahmetli Kazım koyuncu
gibi nice canları toprağa verdik .
Buradan bütün Görevlilerin ihmalleri sonucu hayatını kaybeden
yurttaşlarımıza Allah tan rahmet kederli ailelerine başsağlığı
dileriz
Trabzon
Dernekler Birliği, Karadeniz'de kanser vakalarının artması
üzerine Sağlık Bakanlığı'na acil çağrıda bulundu:
ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMASI YAPILSIN
26 NİSAN ÇERNOBİL FACİASINİN 17 YİL DÖNÜMÜ
Trabzon Dernekler Birliği(TDB)nin ölümcül virüs Çernobil'in
peşinden yürüyüşü sürüyor. Dernekler Birliği, Çernobil'in on
dokuzuncu yılında düzenlediği "Çernobil ve Hasta Hakları"
paneli, İstanbul'da gündemin
ilk sıralarına oturdu.
Dernekler Birliği Başkanı Tahsin Usta, devletin ilgili
birimlerini göreve davet ederek, "Artık hiçbir şey eskisi gibi
olmasın. dokuz yıl önce bu kazaya duyarsız olan devletin
harekete geçmesini istiyoruz. Geç olsa da istiyoruz. Ankara bu
haykırışı duymalıdır. Karadeniz Bölgesi'nde kanserden ölümler
neden artmıştır? Çernobil'in bunda etkisi nedir? Araştırılsın
lütfen... En basitinden Sinap'tan Artvin'e kadar olan bölgede
ciddi alt yapısı olan birimlerin ücretsiz sağlık taraması
yapmasını istiyoruz. Karadenizliler olarak bu işi on dokuz yıl
öncesi gibi geçiştir ilmesine müsaade etmeyeceğiz" diyerek
yetkilileri göreve çağırdı. Usta şöyle devam etti:
İstanbul'daki derneklerimizin kapısı
her gün köyden gelen kanserli hastalar tarafından çalınıyor. Gün
oluyor birden fazla kanser teşhisi konmuş hasta, 'İstanbul'a
naklettiler beni; yardımcı olun' diyor. Bu insanlar neden
Trabzon'dan Rize'den, Artvin'den buraya geliyor dersiniz?
Bunların sıkıntısı ne? Trabzon dernekleri neden ayağa kalkmış
durumda? Geçen yıl Çernobil'in suçluları için adliyeye suç
duyurusuna gittiğimizde yanımızda sağlıklı bir Kazım Koyuncu
vardı. Oysa Kazım bugün, kanser tedavisi görüyor. Önümüzdeki yıl
kim? Harekete geçmek için kanserden ölen insan sayısının
artmasını mı bekliyorsunuz? Yetkililer, lütfen bu sese kulak
verin. Gidin Karadeniz'e, ücretsiz sağlık taramaları yapın.
Kanser miyim, değil miyim diye şüphelenen insanlar varsa,
onların kuşkularını da giderin.
Cerrahpaşa Onkoloji Servisi'nde her on hastanın yedisi
Karadenizli. Lütfen bunları görün ve harekete geçin."
"Amerika'da tedavi olacağım"
Bir süre önce kanser hastalığına yakalanan Kazım Koyuncu'nun
konuşması ise herkesi duygulandırdı. Koyuncu, hastalığa
yakalandığı şartlarla şimdiki şartların çok değiştiğini ifade
ederek, "İlk teşhis anında
doktorlar, yüzde seksen iyileşeceğimi söyledi. Ben de
doktorlara, yüzde 20 nedir? diye sordum. Ben o yüzde 20
iyileşememe halini merak ediyorum. Devlet hastanesi makinesinin
verdiği test sonuçlarıyla, özel hastanelerin verdiği test
sonuçları arasında dünyalar kadar fark var. Türk doktorlarına
emanet edilmeyi ben istedim ama bu saatten sonra Amerika'da
tedavi olmak istiyorum. Ben hasta oldum, tedavi de
oluyorum. Ama tedavi olamayan, hastane kapılarında medet umanlar
ne olacak? şeklinde serzenişte bulundu. Kazım Koyuncu'nun yakın
arkadaşı Volkan Konak ise, ailesinden sekiz kişinin bu hastalık
nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade ederek devletin şapkasını
önüne koyarak bu hastalığın nedenlerini halka anlatması
gerektiğini söyledi.
Radyasyonlu çayları içtik
Panelde en dikkat çekici konuşmayı, Trabzon Dernekler Birliği
Başkan Yardımcısı Hüseyin AYAZ yaptı. AYAZ, ailesinden sekiz
kişiyi toprağa kendi elleriyle koyduğunu belirterek, "En son
babam kanserden öldü ama inanır mısınız hiçbir şey hissetmedim.
Gencecik amcamın oğlu kızı, küçük erkek kardeşim, hepsini kendi
ellerimle toprağa koydum. Benim bağrım yanık. Ama devlet nerede?
Ben, ÇAYKUR'un bir yetkilisine,
'Radyasyonları çayların kanser nedeni olduğunu biliyordunuz da
neden imha etmediniz diye sorunca, bana, 'İMHA ETSEYDİKTE
DEVLETİ ZARARAMI UĞRATSAYDIK,DIŞ ÜLKELERE KARŞI İTİBARIMIZ NE
OLURDU' diye cevap verdi.
Bu
ülkede devletin uğrayacağı zarar ve itibarı vatandaşın
hayatından daha önemli hale gelmişse, diyecek sözümüz
kalmamıştır. Köyümdeki insanlardan o zamanı bilen ve halen daha
yaşayanlar var. Onlar bana
diyor "Çernobil patladıktan altı ay sonra Bölgeye geldiler ve
seyyar radyasyon ölçüm cihazları koydular.' Şimdi, devletin
hangi istatistiğine, hangi bilgisine inanacaksınız?Bugün benim
ailemden altı
kişi ölür, yarın sizin ailenizden kaç kişi kanser nedeniyle ölür
bilmiyoruz.AYAZ' Benim köyüm Of'un Aşağıkışlacık köyü... Köyümün
muhtarı ve birinci azası kanser. Devletin mührü ikinci azanın
elinde... Varın gerisini siz düşünün"Yılardır devleti soydular
halk bağırdı yetkililer belgeniz var mı dediler şimdi bir yıldır
BAĞİRIYORUZ kanserden ölüyoruz.Belgeniz var mı? soruyorlar ben
bir vatandaş olarak yaptığım çalışmada T.B.M.M arşivlerinden
çıkarttığım bu belgeler ve halkımın söyledikleri bugünkü kanser
artışları
ölümlerin adını çernobil diyor. Şeklinde sert bir konuşma
yaptı.Bir yatakta üç hasta
Gazeteci
Sibel Kalaycı ise hastanelerdeki onkoloji servislerinin
yetersizliğinden bahsederek, "Bakıyorsunuz lösemili çocuk
odalarında bir yatakta üç çocuk. Biz bunu hak etmiyoruz" dedi.
Trabzon Lösemili çocuklar dernek başkanı Murat ONUR ise,
Kazım KOYUNCU'nun söylediklerinin kendisini olumsuz etkilediğini
ifade ederek konuşmasını tamamlayamadı. ONUR'un gözyaşlarına
hakim
olamadığı gözlendi.
Panele Trabzon'dan katılan Trabzon kanser hasta ve
yakınları dernek başkanı Av.Sibel SUİÇMEZ, kentte sadece on
yataklı lösemi odasının olmasının her şeyi tüm çıplaklığıyla göz
önüne serdiğini savundu. panelde Karadeniz'de kanser vakalarının
nedenini Çernobil patlamasına bulmayan katılımcılar da vardı.
Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu Nükleer Bilgi Birim Başkanı Gül GÖKTEPE,
Karadeniz'de insan sağlığı ve çevre kirliliği açısından
radyoaktivite değerlerinin az olduğunu belirterek,
''Karadeniz'de her taraf çöplük durumunda. Çernobil'i bir kenara
bırakın, hatta uluslar arası arenada kanser vakalarının nedeni
Çernobil'dir diye bir söylemde bulunmayın. Karadeniz'deki
kirlilik, çöp yığınları, sağlıksız çevre Çernobil'den daha
etkili... Çernobil iddiası bilimsel bir iddia değildir.
Çernobil'in etkisi yoktur demiyorum ama kanserin nedeni
Çernobil'dir diyemiyorum" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı
Kanserle Savaş Daire Başkan yardımcısı Dr.Emire Özen ise
kanserin tek hastalık değil, hastalıklar grubu olduğunuifade
ederek, En önemli nedeni sigaradır. Kadınlarda meme kanserinin
artma nedeni de kadınlarda sigara kullanımının artmasıdır"
şeklinde
konuştu.
VOLKAN KONAK'IN KANSER HAKKINDAKİ
BASIN TOPLANTISI
ÇERNOBİL'İN
FATURASINI BUGÜN KARADENİZ İNSANI ÖDÜYOR !
Olay yıllarca kamuoyundan saklandı bu olayı gündemde tutmak
hepimizin görevidir.
1996 Çernobil nükleer santrali 4 numaralı reaktöründe meydana
gelen patlama 160 bin metrekare'lik bir alana nükleer madde
yayılmasına sebep olmuştur. Uzmanlara göre bu facianın
etkilerinin ortadan kalkması için 48 bin yıl geçmesi gerekmekte
olduğunu beyan etmekteler . Bu patlamanın Karadeniz'de çevreyi
gerçek manada etkilediğini yetkililer halktan gizlediler.
Dünya sağlık Örgütü'nün açıkladığı raporlara göre
Çernobil'de yaşanan kazanın etkisinin Hiroşima ve Nagasaki'ye
atılan atom bombasından 200 kat daha fazla etkili olduğunu
belirtildi. Çernobil'in faturasını bugün Karadenizlinin
hayatıyla ödediğine dikkati çeken sanatçı. şöyle konuştu: Bilim
adamları radyasyonun insanlar üzerindeki etkilerinin aradan
5-10 yıl sonra ortaya çıkacağını belirtmişlerdi. yıllar önce
söylenenler gerçek oldu. bugün Karadeniz'de her yıl yüzlerce
insan kanserden hayatını kaybetmektedir. İstanbul,Ankara ve
bölge Hastanelerinin onkoloji servisleri büyük bölümü
Karadeniz'li kanser hastaları ile dolup taşıyor. Kanser kabusu
Karadeniz'in Trabzon,Rize,Samsun de çocukların üzerine kabus
gibi çökmüş durumdadır.
Bölgede kanser taraması yapılsın:
Sanatçı Konak, yıllardır Karadeniz halkından kanser
gerçeğini gizleyenlerin,inkar edenlerin bu gün bu insanlardan
özür dilemesi gerekmektedir. Bir sanatçı olarak Karadeniz'in
başına gelenleri her yerde topluma açıklamayı görev kabul
ettiğini açıklayan konak :Otobüs parası bile olmayan insanların
İstanbul,Ankara'ya gelerek kanser taraması yaptırması mümkün
değildir. yetkilier acilen bölgede kapsamlı kanser taraması
yapmalıdır. dedi
Facianın meydana geldiği yılda hasbelkader hayratta
bulunuyordum o zamanlar of-hayrat insanının bu olay karşısında
alacağı tavrı kendilerinin belirlemesi elbette mümkün değildi.
birde buna kendini yetkili addeden görevlilerin bu kadar
radyasyon evlerimizdeki elektrikli eşyalarda bile var demesi
hala kulaklarımda. Bir Prof. etiketli zevat çaylarda şu kadar
radyasyon var ama evimizdeki filorasan lambaları,televizyon
tüpleri çok daha fazla radyasyon yaymakta olduğunu her gün bir
kanalda halka duyuruyordu.bir başka yetkili ! , Bu kadar
radyasyona vucudumuzun ihtiyacı olduğunu bile deme cehaletini
göstermişti. durumun bu kadar sulandırılmasından sonra halkın
kafası hepten karıştı, zaten yapacak bir şeyi olmayan vatandaş
bütün olaylarda yaptığı gibi başını kuma gömdü olayları unutmayı
tercih etti, çünkü kendileri yetki makamlarını işgal edenler
ülkenin itibarı zedelenir gibi kelimeler bile zırvaladılar.
sanki olay ülkemizin ihmali sonucu olmuştu. Aslında bu kişiler
birilerin Avrupa'ya yapacağı birkaç kuruş ihracatın
etkilenmesinden korkmuşlardı. çünkü bunlar için ülkeye gelecek
birkaç dolar binlerce insanının hayatından önemliydi.hep öyle
olmuyor mu ? Birileri tarafından Avrupa'ya ihraç edilen gıda
ürünleri çeşitli nedenlerden sağlıksız bulunarak geri
gönderilince (tarımsal zehir artıkları,hormonal
bozukluklar,sentetik gübre etkileri, ürün üzerindeki kurşun
artığı vs. gibi nedenlerle sağlığa zararlı damgası ile geri
gönderilmelerine rağmen) Bu ürünler hudut kapılarımızda hiçbir
engele takılmadan yurt içine sokulmakta iç pazarda halkın
tüketimine sunulmakta. bu halkta bu ihraç ürünlerinin iç
pazarda neden satıldığını düşünmekten aciz severek bu ürünleri
alarak tüketmekteler. burada suçlu cahil bırakılmış halkmı
suçlu ? bu sağlığa zararlı ürünü kendi halkının tüketimine
sunan ürün sahibimi suçlu ? bu işe seyirci kalan sorumlu
görevlilermi suçlu ? bunu düşünün gereğini yapın hukuk önünde bu
durumlara seyirci kalmayın bıkmadan usanmadan şikayet edin ,dava
açın mağdur olsanız bile unutmayın şehidler ,gaziler vermeden
savaşlar kazanılmıyor. şu ülkede rantiyeci vicdansızlara karşı
mücadele etmezsek bu dünyada sağlıklı yaşamak hakkı elimizden
alınıyor lütfen uyanın kendimiz bu işin içindeysek lütfen bu
ahlaksızlığı terk edelim,bu sektörde işçi isek işimizi kaybetmek
pahasına ihbar edelim, olayların görgü şahidi isek ihbar
edelim, ama önce okuyalım ürünlerin ne gibi şartlarda
üretilmesi içlerine neyin ne kadar katılması gerektiğini bilelim
yoksa sağlığımız elimizden gidince bağımsız bir ülkede üç gün
daha yaşasak ne olacak bence ülkenin bağımsızlığının elden
gitmesi kadar insanımızın sağlığının kaybedilmesi de bir o kadar
önemlidir.
|