ANASAYFA     HAKKIMIZDA            İRTİBAT               MESAJ GÖNDER       FORUM KÖŞESİ

YURTTAN GENEL HABERLER
SON HABERLER
SEL FELAKETİ RESİMLERİ
KÖYDEN DUYURULAR
DERNEK DUYURULARI
KİŞİSEL GÖRÜNÜMLER
CAMİLERİMİZ
DEĞİRMENLER
KÖPRÜLER /// DÜKKANLAR
FUTBOL TAKIMIMIZ
ÇAY AMBARLARI
ÇERNOBİL ve ETKİLERİ
BASINDA ÇERNOBİL
OKULUMUZ
TOPLANTILARIMIZDAN
OF-HAYRAT Der.Etkinlikleri
Of-Hayrat Der. Faaliyetleri
OF-HAYRAT DERNEKLERİ
TRABZON DERNEKLER BR.
OF-HAYRAT TEL.REHBERİ
UZAYDAN 0F ÇEVRESİ
KÖYÜMÜZ TARİHİ
1963 OF GÖRÜNÜM
OF TARİHİ
TRABZON TARİHİ
DERNEK MERKEZİMİZ
YAYLALARIMIZ
Yaylalarımızdan İksenet (Diktaş)
MUHTARLARIMIZ
OF İDARİ BİLGİLERİ
TRABZON İDARİ BİLGİLERİ
İŞVERENLERİMİZ
TANITIM SAYFALARI
ÇEVREDEN RESİMLER
KÖYÜMÜZDEN
KÖYÜMÜZDEN KARIŞIK
KÖYÜMÜZDEN KARIŞIK
ROPÖRTAJ ve MAKALELER
KÖYDEN HİKAYELER
İSTANBULDAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.Aşağıdaki toplantı 23 nisan 2005 de İstanbul da gerçekleştirilmiştir.  Çeşitli ilim adamı ve toplumun çeşitli alanlarında faaliyet gösteren sanatçı,politikacı,iş adamı,esnaf toplantıya katılmış kendi gözlemlerini sunmuşlardı. bir yıl sonra bir arpa boyu ilerleme kaydedemediğimiz gibi  bu arada  rahmetli Kazım koyuncu gibi nice canları toprağa verdik .
Buradan bütün Görevlilerin ihmalleri sonucu hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah tan rahmet kederli ailelerine başsağlığı dileriz


Trabzon Dernekler Birliği, Karadeniz'de kanser vakalarının artması
üzerine Sağlık Bakanlığı'na acil çağrıda bulundu:

ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMASI YAPILSIN
26 NİSAN ÇERNOBİL FACİASINİN 17 YİL DÖNÜMÜ

Trabzon Dernekler Birliği(TDB)nin ölümcül virüs Çernobil'in peşinden  yürüyüşü sürüyor. Dernekler Birliği, Çernobil'in on dokuzuncu yılında düzenlediği "Çernobil ve Hasta Hakları" paneli, İstanbul'da gündemin
ilk sıralarına oturdu.
        Dernekler Birliği Başkanı Tahsin Usta, devletin  ilgili birimlerini  göreve davet ederek, "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmasın. dokuz yıl önce bu kazaya duyarsız olan devletin harekete geçmesini istiyoruz. Geç olsa da istiyoruz. Ankara bu haykırışı duymalıdır. Karadeniz Bölgesi'nde kanserden ölümler neden artmıştır? Çernobil'in bunda etkisi nedir? Araştırılsın lütfen... En basitinden Sinap'tan Artvin'e kadar olan bölgede ciddi alt yapısı olan birimlerin ücretsiz sağlık taraması yapmasını istiyoruz. Karadenizliler olarak  bu işi on dokuz yıl öncesi gibi geçiştir ilmesine müsaade etmeyeceğiz" diyerek yetkilileri göreve çağırdı. Usta şöyle devam etti:

İstanbul'daki derneklerimizin kapısı her gün köyden gelen kanserli hastalar tarafından çalınıyor. Gün oluyor birden fazla kanser teşhisi konmuş hasta, 'İstanbul'a naklettiler beni; yardımcı olun' diyor. Bu insanlar neden Trabzon'dan Rize'den, Artvin'den buraya geliyor dersiniz? Bunların sıkıntısı ne? Trabzon dernekleri neden ayağa kalkmış durumda? Geçen yıl Çernobil'in suçluları için adliyeye suç duyurusuna gittiğimizde yanımızda sağlıklı bir Kazım Koyuncu vardı. Oysa Kazım bugün, kanser tedavisi görüyor. Önümüzdeki yıl kim? Harekete geçmek için kanserden ölen insan sayısının artmasını mı bekliyorsunuz? Yetkililer, lütfen bu sese kulak verin. Gidin Karadeniz'e, ücretsiz sağlık taramaları yapın. Kanser miyim, değil miyim diye şüphelenen insanlar varsa, onların kuşkularını da giderin.
Cerrahpaşa Onkoloji Servisi'nde her on hastanın yedisi Karadenizli. Lütfen bunları görün ve harekete geçin."
"Amerika'da tedavi olacağım"
Bir süre önce kanser hastalığına yakalanan Kazım Koyuncu'nun konuşması ise herkesi duygulandırdı. Koyuncu, hastalığa yakalandığı şartlarla şimdiki şartların çok değiştiğini ifade ederek, "İlk teşhis anında
doktorlar, yüzde seksen iyileşeceğimi söyledi. Ben de doktorlara, yüzde 20 nedir? diye sordum. Ben o yüzde 20 iyileşememe halini merak ediyorum. Devlet hastanesi makinesinin verdiği test sonuçlarıyla, özel hastanelerin verdiği test sonuçları arasında dünyalar kadar fark var. Türk doktorlarına emanet edilmeyi ben istedim ama bu saatten sonra Amerika'da tedavi olmak istiyorum. Ben hasta oldum, tedavi de
oluyorum. Ama tedavi olamayan, hastane kapılarında medet umanlar ne olacak? şeklinde serzenişte bulundu. Kazım Koyuncu'nun yakın arkadaşı Volkan Konak ise, ailesinden sekiz kişinin bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade ederek devletin şapkasını önüne koyarak bu hastalığın nedenlerini halka anlatması gerektiğini söyledi.
Radyasyonlu çayları içtik
    Panelde en dikkat çekici konuşmayı, Trabzon Dernekler Birliği Başkan Yardımcısı Hüseyin AYAZ yaptı. AYAZ, ailesinden sekiz kişiyi toprağa kendi elleriyle koyduğunu belirterek, "En son babam kanserden öldü ama inanır mısınız hiçbir şey hissetmedim. Gencecik amcamın oğlu  kızı, küçük erkek kardeşim, hepsini kendi ellerimle toprağa koydum. Benim bağrım yanık. Ama devlet nerede? Ben, ÇAYKUR'un bir yetkilisine,
'Radyasyonları çayların kanser nedeni olduğunu biliyordunuz da neden imha etmediniz diye sorunca, bana, 'İMHA ETSEYDİKTE DEVLETİ ZARARAMI UĞRATSAYDIK,DIŞ ÜLKELERE KARŞI İTİBARIMIZ NE OLURDU' diye cevap verdi.
     Bu ülkede devletin uğrayacağı zarar ve itibarı vatandaşın hayatından daha önemli hale gelmişse, diyecek sözümüz kalmamıştır. Köyümdeki insanlardan o zamanı bilen ve  halen daha yaşayanlar var. Onlar bana
diyor "Çernobil patladıktan altı ay sonra Bölgeye geldiler ve seyyar radyasyon ölçüm cihazları koydular.' Şimdi, devletin hangi istatistiğine, hangi bilgisine inanacaksınız?Bugün benim ailemden altı
kişi ölür, yarın sizin ailenizden kaç kişi kanser nedeniyle ölür bilmiyoruz.AYAZ' Benim köyüm Of'un Aşağıkışlacık köyü... Köyümün muhtarı ve birinci azası kanser. Devletin mührü ikinci azanın elinde... Varın gerisini siz düşünün"Yılardır devleti soydular halk bağırdı yetkililer belgeniz var mı dediler şimdi bir yıldır
BAĞİRIYORUZ   kanserden ölüyoruz.Belgeniz var mı? soruyorlar ben bir vatandaş olarak yaptığım çalışmada T.B.M.M arşivlerinden çıkarttığım bu belgeler ve halkımın söyledikleri bugünkü kanser artışları
ölümlerin adını çernobil diyor.  Şeklinde sert bir konuşma yaptı.Bir yatakta üç hasta

    Gazeteci Sibel Kalaycı ise hastanelerdeki onkoloji servislerinin yetersizliğinden bahsederek, "Bakıyorsunuz lösemili çocuk odalarında bir yatakta üç çocuk. Biz bunu hak etmiyoruz" dedi.
    Trabzon Lösemili çocuklar dernek başkanı  Murat ONUR ise, Kazım KOYUNCU'nun söylediklerinin kendisini olumsuz etkilediğini ifade ederek konuşmasını tamamlayamadı.  ONUR'un gözyaşlarına hakim
olamadığı gözlendi.
     Panele Trabzon'dan katılan Trabzon kanser hasta ve yakınları dernek başkanı  Av.Sibel SUİÇMEZ, kentte sadece on yataklı lösemi odasının olmasının her şeyi tüm çıplaklığıyla göz önüne serdiğini savundu. panelde Karadeniz'de kanser vakalarının nedenini Çernobil patlamasına bulmayan katılımcılar da vardı.
      Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Nükleer Bilgi Birim Başkanı Gül GÖKTEPE, Karadeniz'de insan sağlığı ve çevre kirliliği açısından radyoaktivite değerlerinin az olduğunu belirterek, ''Karadeniz'de her taraf çöplük durumunda. Çernobil'i bir kenara bırakın, hatta uluslar arası arenada kanser vakalarının nedeni Çernobil'dir diye bir söylemde bulunmayın. Karadeniz'deki kirlilik, çöp yığınları, sağlıksız çevre Çernobil'den daha etkili... Çernobil iddiası bilimsel bir iddia değildir. Çernobil'in etkisi yoktur demiyorum ama kanserin nedeni Çernobil'dir diyemiyorum" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkan yardımcısı Dr.Emire Özen ise kanserin tek hastalık değil, hastalıklar grubu olduğunuifade ederek, En önemli nedeni sigaradır. Kadınlarda meme kanserinin artma nedeni de kadınlarda sigara kullanımının artmasıdır" şeklinde
konuştu.

        VOLKAN KONAK'IN KANSER HAKKINDAKİ BASIN TOPLANTISI

  ÇERNOBİL'İN FATURASINI BUGÜN KARADENİZ İNSANI ÖDÜYOR !
Olay yıllarca kamuoyundan saklandı bu olayı gündemde tutmak hepimizin görevidir.
1996 Çernobil  nükleer santrali 4 numaralı reaktöründe meydana gelen patlama  160 bin metrekare'lik bir alana  nükleer madde yayılmasına sebep olmuştur. Uzmanlara göre bu facianın etkilerinin ortadan kalkması için 48 bin yıl geçmesi gerekmekte olduğunu beyan etmekteler . Bu patlamanın Karadeniz'de çevreyi gerçek manada etkilediğini yetkililer halktan gizlediler.
    Dünya sağlık Örgütü'nün açıkladığı raporlara göre Çernobil'de  yaşanan kazanın etkisinin Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombasından 200 kat daha fazla etkili olduğunu belirtildi.    Çernobil'in faturasını  bugün Karadenizlinin hayatıyla ödediğine dikkati çeken sanatçı. şöyle konuştu: Bilim adamları radyasyonun  insanlar üzerindeki etkilerinin aradan  5-10 yıl sonra ortaya çıkacağını belirtmişlerdi. yıllar önce söylenenler gerçek oldu. bugün Karadeniz'de her yıl  yüzlerce insan kanserden hayatını kaybetmektedir. İstanbul,Ankara ve bölge Hastanelerinin  onkoloji servisleri büyük bölümü Karadeniz'li kanser hastaları ile dolup taşıyor. Kanser kabusu  Karadeniz'in Trabzon,Rize,Samsun de çocukların üzerine kabus gibi çökmüş durumdadır.
   Bölgede kanser taraması yapılsın:
Sanatçı Konak, yıllardır Karadeniz halkından  kanser gerçeğini gizleyenlerin,inkar edenlerin  bu gün bu insanlardan özür dilemesi gerekmektedir. Bir sanatçı olarak Karadeniz'in başına gelenleri her yerde topluma açıklamayı görev kabul ettiğini açıklayan konak :Otobüs parası bile olmayan insanların İstanbul,Ankara'ya gelerek kanser taraması yaptırması mümkün değildir. yetkilier acilen bölgede kapsamlı kanser taraması yapmalıdır. dedi


Facianın meydana geldiği yılda hasbelkader hayratta bulunuyordum  o zamanlar of-hayrat insanının bu olay karşısında alacağı tavrı kendilerinin belirlemesi elbette mümkün değildi. birde buna kendini yetkili addeden görevlilerin bu kadar radyasyon evlerimizdeki elektrikli eşyalarda bile var demesi hala kulaklarımda. Bir Prof. etiketli zevat  çaylarda  şu kadar radyasyon var ama evimizdeki filorasan lambaları,televizyon tüpleri çok daha fazla radyasyon yaymakta olduğunu her gün bir kanalda halka duyuruyordu.bir başka yetkili !  , Bu kadar radyasyona vucudumuzun ihtiyacı olduğunu bile deme  cehaletini göstermişti.  durumun bu kadar sulandırılmasından sonra halkın kafası hepten karıştı, zaten yapacak bir şeyi olmayan vatandaş bütün olaylarda yaptığı gibi başını kuma gömdü olayları unutmayı tercih etti, çünkü kendileri yetki makamlarını işgal edenler ülkenin itibarı zedelenir gibi kelimeler bile zırvaladılar. sanki olay ülkemizin ihmali sonucu olmuştu. Aslında  bu kişiler birilerin Avrupa'ya yapacağı birkaç kuruş ihracatın etkilenmesinden korkmuşlardı. çünkü bunlar için  ülkeye gelecek birkaç dolar binlerce insanının hayatından önemliydi.hep öyle olmuyor mu ? Birileri tarafından Avrupa'ya  ihraç edilen gıda ürünleri çeşitli nedenlerden sağlıksız bulunarak geri gönderilince (tarımsal zehir artıkları,hormonal bozukluklar,sentetik gübre etkileri, ürün üzerindeki kurşun artığı vs. gibi nedenlerle sağlığa zararlı damgası ile geri gönderilmelerine rağmen) Bu ürünler hudut kapılarımızda hiçbir engele takılmadan yurt içine sokulmakta iç pazarda halkın tüketimine  sunulmakta.  bu halkta  bu ihraç ürünlerinin iç pazarda neden satıldığını düşünmekten aciz severek bu ürünleri alarak  tüketmekteler. burada suçlu cahil bırakılmış halkmı suçlu ? bu sağlığa zararlı ürünü  kendi halkının tüketimine sunan ürün sahibimi suçlu ? bu işe seyirci kalan sorumlu görevlilermi suçlu ? bunu düşünün gereğini yapın hukuk önünde bu durumlara seyirci kalmayın bıkmadan usanmadan şikayet edin ,dava açın mağdur olsanız bile unutmayın şehidler ,gaziler vermeden savaşlar kazanılmıyor.  şu ülkede rantiyeci vicdansızlara karşı mücadele etmezsek  bu dünyada sağlıklı yaşamak hakkı elimizden alınıyor  lütfen uyanın  kendimiz bu işin içindeysek lütfen bu ahlaksızlığı terk edelim,bu sektörde işçi isek işimizi kaybetmek pahasına ihbar edelim, olayların görgü şahidi isek ihbar edelim,  ama önce okuyalım ürünlerin ne gibi şartlarda üretilmesi içlerine neyin ne kadar katılması gerektiğini bilelim yoksa sağlığımız elimizden gidince  bağımsız bir ülkede üç gün daha yaşasak ne olacak  bence ülkenin bağımsızlığının elden gitmesi kadar insanımızın sağlığının kaybedilmesi de bir o kadar önemlidir.