KÖKLERİMİZE DOĞRU BİR ZİYARET ve KAZANILAN YENİ DOSTLUKLAR

Yıl 1916, Rus orduları Karadeniz sahillerini dağlardan ve denizden top ateşi altında işgale devam ediyor, Namusuna, onuruna düşkün Karadenizli, Rus ve Ermeni zulmünden kurtulmak için yollara düşmüş batıya doğru kaçıyor. Ortada Devlet gücü yok, Çanakkale, Balkanlar, Afrika ve Hicaz, Orta doğuda, on yıllardır yaşanan savaşlarda Osmanlı gençliğini ve orta yaşlılarını şehit vermiş, Yaşlılar ve çocuklardan oluşan hicret kervanları yollarda oldukça çok zayiat veriyordu.
Ailemizin büyüğü Of ve İstanbul Süleymaniye medreselerinde eğitim görmüş Hasan efendi (Gözaydın) D:01/07/1871 Ö- 02/03/1939 Osmanlı ordusunda moral subayı (askeri hoca) olarak görev yapıyor, Eğe bölgesinde Çanakkale savaşına asker toplamak için köy köy dolaşırken Rus savaşı patlıyor.
Savaşın ne olduğunu iyi bilen Hasan Efendi, Trabzon’a Telgraf çekerek ailesinin Çorum Sungurlu ilçesinde tanıdığı Bayburtlu   …. Ağanın yanına sığınmalarını istiyor. Hasan efendinin amcaoğlu İbrahim Efendi kendi ve Hasan efendinin çocuklarından oluşan bir kafile ile yola çıkıyorlar. Yanlarında birçok küçük çocuk var, Çocuklardan iki tanesi yolda vefat ediyor (bu konuda detaylı bilgiye sahip değiliz)
Hasan efendinin eşi Hanife, Oğlu Ahmet sırrı , Talat Fahri, Rahime, Fatma Safiye, Zülfiye, Naime, Refigül. İbrahim Efendi ve oğlu İhsan, Kızları Zahide,  ile bir aylık bir yolculuktan sonra Sungurluya ulaştılar, 42 yaşındaki İbrahim efendi, Yakalandığı amansız bir hastalık sonucu 1916 sonbaharında vefat etti, Bu arada Hasan efendi ordudan izin alarak Sungurluya geldi.

 

Buradan sonrasını ziyaretinle şereflendiğimiz bu köyün yerlisi Arif Yücel efendiden dinleyelim:
Hasan efendinin, Bayburtlu dostu ...   Ağa ailemizi Sungurluya 25 Km uzaklıktaki Akçakoyunlu  köyüne yerleştirdi, Hasan efendi Kendilerine verilen  evin bir odasında Kuran eğitimine başladı, Köyün camisinde hocalık yapıyordu.
Memleket savaş halinde ordularımız dağıtılmış, bitirilmiş. Eşkıya alenen her köyü haraca bağlamış, Hasan efendinin gelişiyle Akçakoyunlu  köyüne eşkıya artık girememiş, Bu köyde mukim Musa Kahya efendinin torunu Arif Yücel amca, Hasan hoca dedem diye başladığı konuşmasında (Burada ağlamamak için kendimizi zor tuttuk) Bizim hayatımızı ve namusumuzu korudu, Onun sayesinde yaşadık, Akçakoyunlu namusunu, canını  Hasan hoca dedem korumuştur, Hasan hoca dedem, Ahmet ve Talat amcalarım bize sahip çıktı, köyümüzdeki erkekler gibi, Babam askere gittiğinde bize sahip çıktılar hem de okumamızı sağladılar, dediğinde. O acı günlerde Dedemiz Hasan efendinin bu insanlar nezdinde ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Hem utandım, hem gurur duydum.
Utandım, şimdiye kadar nasıl bu ahde vefalı insanları bulamadığıma, Gurur duydum Hasan Efendinin torunu olduğuma.

Allah senden razı olsun Arif amcam,
1962 yılında 11 yaşında babamla Sungurluya geldik, Arif amcamın babası Hasan Hüseyin Yücel Efendinin evinde birkaç gün misafir kaldık, Babamın çocukluk arkadaşı ile çok samimi muhabbetlerini iyi hatırlarım, Birlikte dedem Hasan efendinin kabrine gittik, kabir yığma taştan olmasına rağmen sapasağlam ve bakımlıydı.
Hasan Hüseyin efendi, her Cuma namazından sonra dedemin kabrini ziyarete gelir mezarın bakımını yapar, Yasin okuyarak ayrılırmış. Vefatıyla bu görevi Oğulları Musa ve Arif Yücel’e vasiyet etmiş,  Bir dönem Sungurlu belediye başkanlığı da yapan Musa Yücel’de çocuklarına aynı vasiyette bulunduğunu oğlu Ziya Yücel bu ziyaretimizde bize söyledi.

O ziyaretimizde babama söz vermiştim, dedemin mezarını kesme taştan yaptıracağıma, bir şekilde nasip olmadı.
1990 yılından beri defalarca Sungurluya geldim, Yücel ailesi hakkında bir şey bilmiyordum, evlerinin yerinde apartmanlar vardı, sadece Hasan Hüseyin efendi, bilgisi kalmıştı aklımda, Kime sordu isem sağlıklı bir neticeye ulaşamamıştım. Köylerini ise bilmiyordum.

 

Aradan yıllar geçti bir vesile Talat Fahri amcamın oğlu Mehmet Ali ile birlikte 13 Haziran 2013 günü Sungurluya geldik, Amacımız dedemizin mezarını yaptırmaktı.
 Bir vesile tanığı Em. Öğretmen Fazlı beyle Sungurlu ilköğretim okulu bahçesinde buluştuk, Burada bizi mezarlık işlerini bilen  Öğretmen Metin Dinçer beyle tanıştık, Meramımızı anlatırken, aynı okulda öğretmen olan Sayın Tekin Durakoğlu, Hasan Hüseyin efendi ve çocuklarını tanıdığını söyledi.
Kendileri hakkında bilgi verdi, Hemen orada Kaymakamlık binasında bürosu bulunan Hasan Hüseyin efendinin büyük oğlu, Musa Yücel beyin oğlu, Ziya beyin ziyaretine gittik.

Ziya Yücel beyle ilk tanışmamızda dedemiz Hasan efendiye olan muhabbetlerinin Baba vasiyeti olduğunu, Bütün Yücel ailesinde Hasan efendinin özel bir yeri olduğunu, fırsat buldukça kabrini ziyaret ettiklerini öğrendik.
Vaktimiz kısıtlı olması nedeniyle Ziya beyden aldığımız bilgiler doğrultusunda Amcası Arif Yücel efendiyi ziyaret etmek üzere, mihmandarımız sayın Fazlı öğretmen ile Sungurluya 25 Km. mesafedeki Akçakoyunlu köyüne yola çıktık.
Köye geldiğimizde köy çeşmesi başındaki bir bayana Arif Yücel amcanın evini sorduğumuzda hemen ileride olduğunu söyledi, Hava sıcak ortalıkta kimse yok, köy evinin oldukça büyük bahçesine girdik, korna çalarak ev sahiplerinin gelmesini bekledik.

Kısa bir beklemeden sonra balkonda ev sahipleri göründü, Kendilerine Arif Yücel amcayı ziyarete geldiğimizi söyledik, Yukarı davet edildik. Merdiven başında karşılaştığımız Arif Yücel amca, Hiçbir şey sormadan, Amcaoğluna hitaben Sen Talat amcamın, Oğlusun. Bana dönerek Sende Ahmet Amcamın Oğlusun dedi.

Bir anda duygu yumağına dönüştük, Ben kendimi tutmaya çalışırken, Mehmet Ali’nin ağladığını gördüm, Arif amcada bize sarılıp hoş geldin derken zor konuşuyor, onunda gözleri ıslanmıştı.

Herhalde Ziya Yücel bey kendisini ziyarete geldiğimizi söylemiş olmalı, lakin bizi ilk gördüğünde kimin oğlu olduğumuzu bilmesi enteresandı.

Hemen dedem Hasan Efendiden, amcam Talat ve babam Ahmet ile olan hayat hikâyesini anlatmaya başladı, 1931 Doğumlu olmasına rağmen mükemmel hafızası ile bir çırpıda bizi perişan eden hayat hikâyesini döküverdi.

--Biz Hasan dedem ve Ahmet amcam, Talat amcam sayesinde büyüdük, onlar bize kol kanat germeselerdi, küçük yaşta yetim kalan Babamız Hasan Hüseyin efendi ne olurdu Allah bilir dediğinde duygu seline kapıldık. O derece samimi bir şekilde dedemize dede, babalarımıza amca deyişi vardı ki anlatılması imkânsız.

--Bu köy Hasan dedem sayesinde eşkıyanın şerrinden korundu, Köyümüzün çocuklarını okuttu, dinimizi hayatın gerçeklerini öğretti. Babamız bize vasiyet etti, Bizde çocuklarımıza vasiyet ettik, Hasan dedemizi unutmayacağız dediğinde ağlamamak imkânsızdı.

Çevreyi haraca bağlayan çeteler Hasan efendinin koruması altında olan Akçakoyunlu köyüne giremezlerdi, Köyün karşı tepesine gelen eşkıyalara, Bir km. Uzaktaki tuzlaya gitmelerini, Gıda ihtiyaçlarını oraya getireceğini söylerdi. Hasan dedem kendi imkânları ile oluşturduğu bir miktar erzakı götürüp verirdi. Hasan efendi olmasaydı, köyü basan eşkıya her evi yağma eder, Bazı evlerden genç kızları da kaçırdığı oluyordu.

On yıl kadar Akçakoyunlu köyünde kalan Hasan Efendi, Sungurluya taşınarak Sungurlu camiinde medrese hocalığı yapmaya başladı, bu arada Sungurlu çarşısındaki dükkânında, kumaş ticareti yapıyor, köyleri gezerek hem satış yapıyor, hem de eşkıyayı Sungurlu çevresinden uzaklaştırıyordu.
Bu sırada 1928 yılında Oğlu Ahmet sırrı İstanbul’da Gümrük memurluğuna başlamıştı.

Şimdiki Şehir stadının bulundu yerde evimiz vardı, Devletten üzüm bağları kiralamış, ayrıca hayvancılık yapıyorlardı.
Sungurlu bölgesindeki eşkıya Hasan efendiden çok rahatsızdı, Ona karşı koymaya da cesaret edemiyorlardı, Bir şekilde kendisinin bölgeden ayrılıp Of'a gitmesinin yolunun Hasan Efendinin ekonomik olarak iflas etmesiyle mümkün olacağını düşünerek,
1939 yılında Ankara’dan gelen kervanı soyarak dedeme ait kumaşları eşkıya tarafından çalındı, bir hafta sonra 500 civarı koyun bir gecede zehirlenerek telef oldu.

Böyle büyük bir borç yükü kendisini ziyadesiyle üzdü, kısa süre sonra hastalandı, birkaç hafta sonra 02 / 03 / 1939 tarihinde vefat etti, vasiyeti ile Karşıyaka mezarlığının tepesine defnedildi, bir hafta sonra, Ahmet Sırrı’dan olma ilk torunu Hanife üç yaşında iken vefat etti, Hanifeyi'de Hasan efendinin sağ tarafına defnettiler.

İstanbul’dan gelen Büyük oğlu Ahmet Sırrı, ailenin Sungurluda kalmasının artık imkânsız olduğu söyleyerek 23 yıl sonra Of’a dönmek mecburiyetinde kaldılar.

Yıllar sonra Arif Amca askerlik vazifesini yapmak için Erzurum’a geldi, Amcam Talat Fahri o sıralar Erzurum’da peynircilik yapıyordu, Allahın takdiri buluştular, Bu vesile ile amcam derken ağzından bir tane daha amcam kelimesi çıkan Arif amca, Talat Fahri amcamın himayesinde askerliğini de rahat yaptığını bu buluşmamızda söyledi.

Büyüklerimiz ölene kadar ailemizle irtibatlarını kesmeyen Yücel ailesi, Sık sık Ankara’ya geldiklerinde İhsan Amcamın, İstanbul’a geldiklerinde bizim misafirimiz oluyorlardı. İhsan amcam ve Naime halam ise sungurluya kendilerini ziyarete gidiyorlardı.

Şimdi buradan beyan ediyorum, sayın Gözaydın ailesi mensupları, Sungurlu Akçakoyunlu köyünde “Manevi” bir akrabanız daha var Yücel ailesi. Değerini bilemeyerek unuttuğumuz atalarımızı tekrar tanımamıza vesile olan Arif Amcamızı, Ağabeyi rahmetli Musa Yücel’in Oğlu Ziya beyi, telefonla bize ulaşarak duygularını paylaşan, Musa Yücel’in kızı em. Öğretmen Nurhan hanımı ziyaret ediniz.
Bütün bir ailenin saygı ile yad ettiği Hasan dedemizin unutulmayan hayat hikayesini dinleyerek yeni nesillere aktarınız. Bu vefalı aile ile geçmişte büyüklerimizin kurduğu samimi diyalogu yaşatmamız gerektiğine inanıyorum.

Çok teşekkür ederim Arif amcam, Artık tek neferi kalmayan baba yadigârı nesilden bir siz kaldınız, İnşâallah sık sık ziyaretinize gelerek duanızı talep edeceğiz İnşâallah.
Rabbim hayırlı, huzurlu, sağlıklı uzun ömürler nasip eder İnşâallah.

Not: Sungurluya bu ziyaretimizde bizlerle yakından ilgilenen sayın Fazlı hocamıza çok teşekkür ederiz, Yıllardır izlerini bulamadığımız dostlarımızı bulmamıza vesile olan Öğretmen Tekin Durakoğlu beye çok teşekkür ederiz, Hasan dedemin kabrini yeniden inşa edecek olan Metin Dinçer hocamıza teşekkür ederiz.  Bu vesile başlayan yakınlığımızın bir ömür boyu kadim dost olarak devam etmesini temenni ederiz.

Musa Yücel beyin çocukları, Sayın Ziya ve Nurhan kardeşlere, samimi ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz. Baba-Dede dostu Arif amcamıza minnetle teşekkür ederiz, Akçakoyunlu’da bizleri ağırlayan Yücel ailesi mensuplarına teşekkür ederiz.  Allah razı olsun, Gözaydın ailesinin Hayatına yeni bir mana kattığınız için. Sizleri tanımak çok güzeldi.

Abdullah Gözaydın agozaydin@hotmail.com

ANA SAYFA