|
Dünyanın zirvesine tek maç kaldı
Boks dünyasında bayrağımızı gururla dalgalandıran Selçuk, bundan sonraki
maçını da dünya şampiyonluğu için yapacak! Dünya devleriyle aynı
kategoride yer alan Osmanlı Savaşçısı lakaplı sporcumuz, rakiplerinin de
korkulu rüyası haline geldi. Özellikle güçlü yumrukları ve ringdeki
cesaretiyle dünya boks otoritelerinin saygısını kazanan Selçuk Aydın, şu
anda memleketi Trabzon’da dinlenerek güç topluyor. Selçuk, Kıtalar Arası
Şampiyonluğu en çok koruyan Türk boksörü unvanını da taşıyor.
İBB BAŞKANI Kadir Topbaş ve İbb spor Aş. yönetimine tepki:
Bu önemli organizasyonun gerçekleşmesinde büyük paya sahip olan İbrahim
Hacıosmanoğlu, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin yeterli desteği
vermediğini belirterek, ‘Bizden 36 bin Türk Lirası istediler. 2011
yılında Avrupa kültür başkenti olacak İstanbul’un böyle bir
organizasyona sahip çıkmaması büyük bir ayıptır. Oysa ki Selçuk’un
yapacak olduğu bu önemli müsabakayla büyük bir reklam yapabilirlerdi.
Kamp döneminde tesislerinin kapılarını bize açan Fenerbahçe kulüp
başkanı Aziz Yıldırım’a ve müsabakanın yapılacak olduğu Cola Turka Arena
(Akatlar) spor salonunu bize ücretsiz olarak tahsis eden Yıldırım
Demirören’e huzurlarınızda teşekkür ediyoruuz. İstanbul Büyükşehir
Belediyesini ise huzurlarınızda halka şikayet ediyorum’ dedi.
Maça yoğun ilgi
Cumartesi gecesi saat 11:00 sularında Türkiye’de Show Tv, Avrupa’da Show
Türk ve Belçika televizyonu tarafından canlı olarak yayınlanacak olan
maçın biletleri kapış kapış satılıyor. Maç günü bilet gişelerinin önünde
izdiham oluşacağı tahmin edilirken, bilet satışlarında rekor yaşanacağı
belirtiliyor. Dünyanın birçok ülkesinden seyirciler de müsabakaya akın
ediyor. Daha önce maça geleceğini bildiren Efsane boksör Mike Tyson,
menajer Ahmet Öner aracılığıyla çocuğunun vefatı nedeniyle maça
gelemeyeceğini bildirirken, gönlünün Selçuk ile birlikte olduğunu
söyledi.
SELÇUK AYDIN BİYOĞRAFYASI
Aslen Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Çamlıca Köyünden olan Selçuk
Aydın, 1983 yılında Akçaabat’ta dünyaya gözlerini açtı. Okul yaşantısı
Trabzon’un 24 Şubat İlkokulu ile başlayan Aydın, sırasıyla Cumhuriyet
Ortaokulu, Trabzon Lisesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Beden Eğitimi
bölümlerinden başarıyla mezun oldu.
Üç kardeşin en büyüğü olan Selçuk Aydın’ın babası Ali Aydın,Trabzon
Devlet Malzeme Ofisi’nde yönetici olarak görev yaparken, annesi Emine
Aydın, emekli bir ev hanımıdır. Kendisinden bir yaş küçük olan (Benim en
samimi arkadaşım ve hayattaki en büyük destekçim) dediği, Yalçın Aydın
ise yine milli takımımız adına birçok uluslar arası organizasyonlarda
dövüşmüş başarılı bir boksördür. Henüz ilkokula devam eden küçük kız
kardeşi Sinem ise, dövüşleri sırasında abisi için dua ediyor.
On yaşındayken Trabzon’da kardeşi Yalçın ile birlikte boks hayatına
başlayan Selçuk Aydın, bir gün dünyanın sayılı boksörleri arasına adını
altın harflerle yazdıracağını tahayyül bile edememişti.
Ben burada Selçuk Aydın’ın kişilik özelliklerinden de bahsetmek
istiyorum, ‘Kendisi bundan pek hoşlanmasa da’ okurların öğrenmesi
amacıyla yazılmasının zaruri olduğunu düşünüyorum. Profesyonel boksta
çok önemli bir felsefe vardır, ‘Dünya şampiyonu olabilmek için dünya
şampiyonu gibi düşünmek gerek!’ şeklinde. Ben dünyanın en iyi boksörleri
arasında gösterilen Arthur Abraham ile birlikte birçok kez kamplara
katıldım. Dünya şampiyonu olmadan önce birçok maçını çektim ve samimi
bir arkadaşlığımız oldu, bu vesileyle kişisel özelliklerini de analiz
etme fırsatı buldum. Abraham, dünya şampiyonu olmadan önce şampiyon gibi
düşünüyordu, bu benim çok dikkatimi çekmişti. Buradan aynı özelliklerin
Selçuk Aydın’da da çok bariz bir şekilde olduğunu sezinlediğimin
özellikle altını çizerek vurgulamak istiyorum. Kendisi henüz çocuk yaşta
iken amatör boks yaşamı nedeniyle dünyada gitmediği ülke, yaşamadığı
tecrübe kalmamış bu da zengin bir kişilik oluşmasına vesile olmuş.
Şampiyonun yaşadığı ilginç ve bir o kadar da insanı hayretlere düşüren
anılarına ilerleyen bölümlerde yer vereceğiz, ancak şimdi şampiyonu
başarıya götüren ender kişilik özelliklerinden bilhassa bahsetmek
istiyorum.
Selçuk Aydın’ı yakından tanıyan herkes karakter yaşının fiziki yaşından
birkaç kat daha yüksekte, olgun bir insan olduğunu iyi bilir. Şampiyonu,
olayları çok hızlı-doğru analiz eden ve süratle kararlar verebilen,
ayrıca verdiği kararların arkasında sonuna kadar durabilen bir insan
olarak nitelendirirsek hata yapmış olmayız sanırım.
Selçuk Aydın’ın karakterinin temelini ise ciddiyet ve cesaret
oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türk örf ve adetlerini iyi
bilen ve bunları istisnasız olarak uygulayan olgun bir insan. İradesi
inanılmayacak kadar sağlam ve dünyanın en hırslı insanlarından. Tıpkı
boksta attığı usta yumruklar gibi, özel hayatında da her şeyi yerli
yerinde yapan,
‘neyi ne zaman ve nerede’ yapacağını çok iyi bilen zeki bir insan.
Savaşçı ve mücadeleci bir kişilik ancak bu savaşçılığın altında müthiş
merhametli bir kalp olduğunu da özellikle belirtmeliyim. Şampiyonun özel
zevkleri arasında ilk sırayı istisnasız olarak, ‘en yakın arkadaşım’
dediği dizüstü bilgisayarı gelmektedir. Boş zamanlarının büyük bir
bölümü internette gazete okumak ve bilgi edinmekle geçmektedir. Bunun
dışında sinema filmleri izlemek, kitap okumak ve dostlarıyla bir araya
gelerek sohbet etmekten de oldukça büyük haz almaktadır.
Selçuk Aydın, çocukluk yıllarında Trabzonspor stadyumunun yakınında
ikamet ediyordu. O dönemlerde futbola ilgi en az bugünkü kadar yoğundu
bu yüzden kardeşi Yalçın ile ikiz gibi görünen Selçuk Aydın’ı futbolcu
yapabilmek için birçok futbol antrenörü çeşitli hediyeler veriyor ve
futbol oynattırmak istiyorlardı. Mahallesindeki hemen hemen tüm
arkadaşlarının bir futbol kulübünde top koşturmasına rağmen Selçuk
Aydın, kardeşi Yalçın ile birlikte boksu tercih etmişti. Şampiyon bunu
şöyle açıklıyordu:
“Futbol ve birçok diğer spor dalları bana sadece bir oyun gibi
geliyordu. Oysaki boks sadece güçlülerin ayakta kalabildiği reel bir
arenaydı. Ben çok hırslı bir çocuktum, kanım kıpır kıpırdı. Diğer
sporlar beni tatmin edemezdi bu yüzden kendimi ringlere attım.”
Selçuk Aydın boksa henüz on yaşındayken memleketi Trabzon’da başladı.
Kendisinden bir yaş küçük kardeşi Yalçın ile birlikte boksa
sevdalandılar. 1993 yılında ilk eldiveni giydiklerinde dünyanın
zirvesine isimlerini altın harflerle kazdıracaklarını düşünmemişler,
hatta kısa bir süre sonra bu sporu bırakacaklarını sanmışlardı. Ta ki
aynı yıl minikler 30 kiloda katıldığı Türkiye şampiyonasında Türkiye
üçüncüsü oluncaya kadar. İşte elde ettiği bu başarı Selçuk Aydın’ı boksa
bağladı ve motive etti, ateşledi, büyük rüyalar görmesini sağladı. Ardık
Karadeniz’in sert çocuğu Selçuk Aydın geliyordu, onu kimse durduramazdı!
O günkü antrenman imkanları da çok ilginçti, gelin biz bunu en iyisi
Selçuk Aydın’ın kendi ağzından dinleyelim… İmkanların çok kısıtlı
olduğunun özellikle altını çizen Selçuk Aydın, “Küçük bir salonda
antrenman yapıyorduk. Elimize giyeceğimiz boks eldiveni yoktu. Bir
eldiveni on kişi sırayla giyiyorduk, eldivenler yırtık pırtıktı. Bu
eldivenleri de bulduğumuz için kendimizi şanslı sayıyorduk. O dönemlerde
Trabzon ve hatta Türkiye’de boks eldiveni bulmak çok zordu. Bu durum
babamı rahatsız etmeye başladı ve konuya bir çözüm üretmek amacıyla
araştırmalara başladı. Trabzon’daki Rus pazarından kalın eldivenler
bulmuştu. Bu eldivenleri Ruslar soğuktan korunmak için kullanıyordu
biraz boks eldivenini andırıyordu ancak bununla boks yapılmazdı çünkü
vurduğun yeri şişiriyordu. Biz bunlarla idman yapıyoruz ama kum
torbaları eldivenden beter. Brandadan yapılmış sağlıksız torbalardı.
Neyse biz antrenmandan eve geliyoruz babam büyük bir merakla hadi oğlum
gösterin bakalım bugün ne öğrendiniz.
Biz çıkarıyoruz Rus eldivenlerimizi, kardeşim Yalçın’la başlıyoruz
birbirimize vurmaya ama canımız çok yanıyor. Ben kardeşime kıyamıyorum
vurmaya ancak o bana sağlam vuruşlar yapıyor ve vurduğu her yer ya
kanıyor ya da şişiyor, çünkü eldivenlerin koruyucu hiç bir etkisi yok.
Tabi ben de bazen sinirlenip kardeşime vuruyorum onun yaptığı etkileri
de Yalçın’ın kendisine sorun en iyisi. İşte biz o günlerden buralara
geldik. İçimizde memleket sevdası yüreğimizde kalıba sığmaz bir cesaret.
Bana en çok zevk veren şey yabancı ülkelerde kazandığım başarının
ardından ülkemin bayrağını göndere çektirerek, istiklal marşımızı
dünyaya dinletmektir. Bu sevdayla ringlerde vuruyorum.”
Tüm bu olumsuzluklara rağmen 1994 yılında 54 kilo Yıldızlar Avrupa
Şampiyonu olan Selçuk Aydın, dünyaya güçlü bir sinyal vermişti.
Katıldığı ilk ciddi uluslararası turnuvada bu başarıyı gösteren bir
sporcu ne kadar yetenekli olduğunu da tüm dünyaya ispatlamıştı. Bu arada
şampiyonun babası Ali Aydın ve Kardeşi Yalçın’da şampiyona büyük destek
veriyor ve başarılı olabilmesi için ellerinden gelen her türlü imkânı
sunuyorlardı.
Bu başarı şampiyonu motive edecek yere bir boşluğa düşmesine neden
olmuştu, çünkü Selçuk Aydın’ın en büyük hedefi Avrupa Şampiyonu olmaktı
ve buna çok kısa bir sürede ulaşmıştı. Şampiyon kendisini tüm
hedeflerine ulaşmış birisi gibi hissediyor ve boks yapma hevesi
bulunmuyordu. İşte bu aşamada ailesi özellikle de babası Ali Aydın,
devreye girerek oğlunu motive ediyor ve önüne yeni hedefler koyarak hem
yönlendiriyor hem de boksa devam etmesini sağlıyordu. Şampiyon yeni ve
daha büyük hedeflere yelken açmıştır artık. İlerleyen yıllarda gençler
ve ardından büyükler kategorisinde ülkemize birçok madalyalar getirerek
İstiklal Marşımızı dünya ringlerinde okutmayı başarmıştır.
Amatör boks yaşantısına birçok ulusal ve uluslar arası başarılar ekleyen
Selçuk Aydın için şüphesiz en gurur verici olanı da Türk Milli Takım
Kaptanlığına layık görülmesiydi. Lider ve idareci kişiliği kendisini
Türk Milli TakımKaptanlığına kadar yükseltmiş ve bu onur verici
sorumluluğu uzun yıllar büyük bir başarıyla yerine getirmiştir.
Tabi ki bugünkü büyük şampiyon için amatör boks yaşantısında her şey
güllük gülistanlık değildi şüphesiz. Şampiyon çok ciddi sorunlar da
yaşadı amatör boks hayatında. Buradan açıklamak istemediği birçok
olumsuzluğu başka kimse yaşamış olsaydı beklide boksu bırakır kaybolur
giderdi. İşte şampiyonu diğer insanlardan ayıran faktörde buydu, hırs ve
inanç! Şampiyon olumsuzluklar yaşadıkça antrenman yaptı ve boksa daha
çok sarıldı. Olumsuzluklar onu adeta kamçıladı. İçindeki öfke ve
haksızlığa uğramışlık duygusunu kum torbalarını döverek kustu ve torbaya
her vurdukça daha da güçlendi. Ringde karşısına çıkan hiç kimseye
acımayan şampiyon bunu şu şekilde açıklıyor: ‘Benim karşımda ringe çıkan
kişi her şeyi göze almalıdır, çünkü benim için ring demek tüm
toleransların bittiği yerdir. Orada hiç kimseye acımam, unvanına,
gücüne, derecesine ve gözünün yaşına bakmam. Bunun için bana karşı
yumruk sallayacak adam iyice düşünmelidir. Ring şanın-şerefin,
geleceğin, unvanın ve paranın paylaşıldığı yerdir bunları kimseye
kaptırmam.’
Amatör boks konseyi (AIBA’nın) almış olduğu son kural değişiklikleri
şampiyonun hoşuna gitmemişti. O’na göre puanlama sistemindeki yeni
kurallar boksu boks olmaktan çıkarmış, bir oyun haline sokmuştu. Beş yıl
önceki korkaklar bugünün dünya şampiyonları olmaya başlamıştı. Çünkü
yeni puanlama sisteminde dövüşenler değil
de kaçanlar kazanmaya başlamıştı. Bu olumsuzluklar şampiyonun amatör
boks yaşamının sonuna geldiğinin ilk işaretlerini de vermesine neden
olmuştu.
2006 yılında İstanbul’da katıldığı bir uluslar arası turnuvada dünyaca
ünlü Türk menajer Ahmet Öner, Selçuk Aydın’ın maçlarını izlemeye başlar
ve bu turnuvada muhteşem bir başarı göstererek tüm rakiplerini yenen
şampiyonun performansı Ahmet Öner’i büyüler. Bazı kişiler aracılığıyla
şampiyona ulaşır. Öner, kendisini transfer etmek istediğini söyleyerek
dünya starı olabilecek yeteneğinin olduğunu belirtir. Şampiyon
kararsızdır, Aynı yıl Bulgaristan’da yapılan Avrupa Amatör Boks
şampiyonasına katılır.
Müsabakalar sırasında hakemler Türk boksörlere karşı sürekli olarak
haksızlıklar yaparlar. Şampiyon’un ikinci maçında hakemlerin yaptıkları
haksızlıklara dayanacak gücü kalmaz. Hakkıyla kazandığı maçı rakibine
verirler. Aynı hakem kadrosu takım arkadaşına da aynı şekilde haksızlık
yapar ve bu da bardağı taşıran son damla olur.
Maçın ardından antrenörü dahil olmak üzere takım arkadaşları yapılan
haksızlıkları protesto ederler. O günleri Selçuk Aydın şöyle anlatıyor:
“Burada yapılan haksızlıkların nedeni, yakın zamanda yapılacak olan Boks
Federasyonu Seçimlerinde federasyonumuzu yıpratma politikası olduğu
apaçık ortadaydı. Birçok sorun yaşayan federasyonun
seçimleri kaybedeceğine muhtemel gözle bakan hain insanlar medyaya yalan
dolan haberler sızdırarak hedeflerine ulaşmaya çalıştılar, fakat bunda
başarılı olamadılar. Tüm bu nedenlerden dolayı da hak etmediğimiz birçok
iftiralara maruz kaldık. Maalesef amatör boks yaşantıma nefretle son
vermek zorunda kaldım. Yıllarca ülkeme büyük bir gururla hizmet verdim.
14 yıllık başarılarla dolu amatör sporculuk hayatımı kötü niyetli
insanlar yüzünden bir kalemde sildim ve Ahmet Öner’in teklifini kabul
ettim.”
Artık yep yeni bir hayat başlamıştı. Selçuk Aydın, 2006 yılında ilk
profesyonel dövüşüne çıkacaktı. Tarih 10.11.2006, rakip Marian Gabris,
yer Almanya. Herkes profesyonelde ilk kez ringe çıkacak olan bu genç
sporcuyu takibe almıştı. Bu ilk maçında Selçuk Aydın müthiş bir çıkış
yaparak rakibini daha ilk saniyelerde nakavt etmiş dünya boks
otoritelerine güçlü bir mesaj göndermişti. Amatör boks yaşantısının
özellikle son dönemlerinde yapılan haksızlıklar şampiyonu daha da fazla
hırslandırmıştı. Bu duygularla çıktığı her maçı nakavtla kazanıyor ve
rakiplerinin korkulu rüyası haline geliyordu. Beşinci maçına gelmiştik
ancak şampiyon her çıktığı maçı ilk rauntlarda nakavtla bitiriyordu. Ben
Vedat Alyaz, onun basın danışmanı ve özel fotoğrafçısı olarak
karşılaşmalardan sonra doğru dürüst resimler çekemiyordum nedeni ise:
çok hızlı nakavtlar yapıyor, ben daha deklanşöre basmadan nakavt ediyor
bu yüzden enstantane resimler yakalayamıyordum. Bu nedenle şampiyondan
rica ettim, iyi resimler çekebilmem için maçı sayıyla bitirmesi ve
dolayısıyla uzatmasını istedim. Sağ olsun kendisi beni kırmadı ve
profesyonel hayatında ilk kez bir maçı nakavt etmeden sonlandırdı.
Biz de kendisinin iyi pozlarına kavuşmuş olduk. Profesyonel boks
yaşantısında kendisiyle sürekli beraber olduğum için birbirinden ilginç
anılar yaşadım, bunları da ilerleyen dönemlerde buradan okuma fırsatı
bulacaksınız. Şampiyon bir buçuk yıl içerisinde 14 maç yapmış ve
bunların 12’sini nakavtla olmak üzere hepsini kazanmıştı. Sıra bir altın
kemer ile bu başarıyı taçlandırmaya gelmişti. Dünya Kıtalar Arası Yarı
Orta Sıklet kemerinin sahibi Selçuk ile ringe çıkmaya korkmuş ve kemeri
boşa bırakmıştı.
Dünya sıralamasına göre Selçuk Aydın ve Lucky Lewele bu kemer için
dövüşme hakkına sahip olmuştu. Güney Afrikalı siyahi boksör Lucky daha
önce Selçuk’un takım arkadaşı Alpaslan Ağüzüm’ü nakavtla yenerek
kalitesini ispatlamıştı. Ancak bu durum Selçuk Aydın’ı hiç
ilgilendirmiyordu. Lewele ile ringe çıkmak için sabırsızlanıyor ve
karşılaşmanın memleketi Trabzon’da yapılmasını istiyordu. Selçuk Aydın’ı
çok seven menajeri Ahmet Öner, bu isteğini kırmayarak büyük paralara
dahi mal olsa organizasyonu Trabzon’da yapıyordu.
Şehir tarihinde ilk kez düzenlenen profesyonel boks gecesinde salon
ağzına kadar taraftarla doluyordu, sığmayan binlerce seyirci ise
dışarıda kurulan dev ekranlardan dövüşü takip ediyordu. Rakip Lewele
ringe çıkınca seyirciler yuhalamaya başladı bunun üzerine Lewele
Trobzonspor forması giyidince tüm
salon rakibi alkışlamaya başladı. Maç başlamıştı, böyle büyük bir dövüşe
kalbimiz dayanmıyor bacaklarımız tir tir titriyordu. Doğrusunu
isterseniz biz dövüşün ortada geçeceğini sanmıştık ancak Selçuk Aydın,
ilk raunttan itibaren üstünlüğü ele geçirdi. Rakibi on birinci raunda
kadar eze eze dövdü. On birinci rauntta rakibi nakavt pozisyonuna
sokunca salon gök gürültüsünü andıran bir sesle gürledi. Şanssızlık
sonucu Selçuk Aydın’ın ayağı kendi köşesinde yere dökülen su nedeniyle
kaydı ve rakip son anda nakavt olmaktan kurtuldu, ancak yenilgiden
kurtulamadı.
Bitiş gongunun ardından ringdeki tüm hakemlerin oy birliği kararıyla
Selçuk Aydın, yeni Dünya Kıtalar Arası Yarı Orta Sıklet Boks Şampiyonu
oldu.
Şehirdeki atmosfer görmeye değerdi. Gece saat ikide muhteşem bir araç
konvoyuyla Trabzon sokaklarında zafer turları atıyorduk. Tüm kent
ayaktaydı ve şampiyonlarını alkışlıyorlardı. Ben yanımdaki arkadaşlara
‘rüya mı görüyorum yoksa bu gerçek mi’ diye soracak kadar kendimden
geçmiştim. Tüm bunların ardından unvan maçına da çıkmıştı şampiyon ve
tecrübeli rakibi Marad Khuzuev’i ikinci rauntta öyle bir nakavt etmişti
ki ringde beş dakika baygın
yatmıştı Khuzuev. Bunu gören rakipleri birer birer ringlerden kaçmaya
başlamıştı.
Şu anda Selçuk Aydın, dünya şampiyonluğu yolunda büyük bir hızla
ilerliyor. Şampiyonun mucizeleri ve tarihini buradan yazmaya devam
edeceğiz.
“Amatör boks spordur, profesyonel boks ise dövüştür”
Selçuk Aydın
(Vedat Alyaz)
KARİYER
2009-07-11 Selçuk Aydın & Jackson Osei Bonsu WBC Kitalar Arasi Dünya
Sampiyonu EBU Avrupa Sampiyonluğu İstanbul, TURKİYE KO - 9 - 12
2009-04-17 Selçuk Aydın & Said Ouali WBC Kitalar Arasi Dünya Sampiyonu
Las Vegas , ABD SD -12 - 12 2009-03-06 Selçuk Aydın & Luis Hernandez
WBC Kitalar Arasi Dünya Sampiyonu Niedersachsen, ALMANYA KO - 1 - 12
2008-09-12 Selçuk Aydın & Marat Khuzeev WBC Kitalar Arasi Dünya
Sampiyonu Niedersachsen, ALMANYA KO - 2 - 12
2008-04-26 Selçuk Aydın & Lucky Lewele WBC Kitalar Arasi Dünya Sampiyonu
Trabzon, TÜRKİYE SD - 12 - 12
2008-03-14 Selçuk Aydın & Farkhad Bakirov Bayern, ALMANYA UD - 8 - 8
2008-02-15 Selçuk Aydın & Leonti Voronchuk İstanbul, TURKİYE KO - 2 - 6
2007-12-23 Selçuk Aydın & Jurijs Boreiko Sachsen-Anhalt, ALMANYA TKO - 2
- 8
2007-11-23 Selçuk Aydın & Sasha Shnip País Vasco, Spain TKO - 1 - 8
2007-09-21 Selçuk Aydın & Sergey Starkov Schleswig-Holstein, ALMANYA TKO
- 6 - 8
2007-06-16 Selçuk Aydın & Yury Tsybenko Ankara, TÜRKİYE KO - 2 - 8
2007-04-27 Selçuk Aydın & Rastislav Kovac Hamburg, ALMANYA TKO - 3- 8
2007-03-24 Selçuk Aydın & D. Martin Alzugaray Hamburg, ALMANYA KO - 2 -
8
2007-03-09 Selçuk Aydın & Vitali Martynov Hamburg, ALMANYA KO - 1- 6
2007-02-10 Selçuk Aydın & Sergejs Savrinovics Hamburg, ALMANYA UD - 8 -
8
2007-01-27 Selçuk Aydın & Denis Alekseevs Nordrhein-Westfalen,ALMANYA
TKO - 2- 4
2006-12-15 Selçuk Aydın & Jonny Ibramov Hamburg, ALMANYA TKO - 2- 4
2006-12-02 Selçuk Aydın & Marius Bugheata Rheinland-Pfalz, ALMANYA KO -
1- 4
2006-11-10 Selçuk Aydın & Marian Gabris Hamburg, ALMANYA TKO - 1- 4
----------------------------
Nakavt canavarı tarihi maça çıkıyor
Selçuk Aydın bu gece Belçikalı Bonsu ile İstanbul´da orta sıklet Avrupa
Şampiyonluğu unvan maçında kapışacak.
Türk boksu için tarihi gün... ABD’de ringe çıkan ilk ve tek Türk olan
Kıtalararası şampiyon boksörümüz Selçuk Aydın bugün orta sıklet Avrupa
Şampiyonluğu için Belçikalı Jackson Bonsu ile karşılaşacak. Beşiktaş
Akatlar Cola Turka Arena’daki müsabaka 23.00’de başlayacak ve Show
TV’den naklen yayınlanacak. Çıktığı 18 resmi maçın 14’ünü nakavtla
kazanan “Boğazın Boğası” lakaplı sporcumuz bugünkü mücadeleyi galip
bitirirse WBC kemerini de alacak. 28 yaşındaki Gana asıllı boksör 32
maçın 30’undan zaferle ayrıldı.
Aydın’dan ilginç sözler
İki tarafın da katıldığı basın toplantısı mütevazı bir şekilde devam
ederken, Bonsu’nun kendi ekibini uzun uzun tanıtmasına çok kızan Aydın,
“Bu kadar ayrıntılı konuşmayı biz de yapabilirdik. Bizim ekibimiz de
profesyonellerden kurulu. Hepsi de değerli insanlar. Rakibim atletizm
hocaları olduğunu söyledi. Onu yeneceğim için üzülüyordum ama şimdi
üzülmüyorum. Çünkü maçı kaybettiğinde boksu bırakıp, en azından atlet
olarak spora devam eder” diyerek tepkisini ortaya koydu.
Doğaneli başarı diledi
Tartıda rakibinden 200 gram fazla çıkan 25 yaşındaki boksörümüz 15
dakikalık bir koşu yaparak gerekli kiloya indi. Boks Federasyonu Başkanı
Caner Doğaneli, Aydın’a başarılar diledi. Selçuk Aydın’ın adına mücadele
ettiği Arena Spor Kulübü’nün sahibi olan menacer Ahmet Öner de sadece
Avrupa’nın değil, orta sıklette dünyanın en iyi iki boksörünün
karşılaşacağını belirterek, “Bu maçı İstanbul’da düzenlemekten mutlu ve
gururluyum” dedi.
‘Böyle ilgisizlik görmedim’
Selçuk Aydın’ın destekçisi ve organizasyonun önemli isimlerinden olan
işadamı İbrahim Hacıosmanoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni
eleştirdi, devlet büyüklerine mesaj yolladı. Kadir Topbaş’a yüklenen
Hacıosmanoğlu, “Dünya Boks Konfederasyonu Başkanı İstanbul’u boksun
başkenti yapmak istiyor. Selçuk ülkeyi ABD’den Avrupa’ya kadar başarıyla
temsil ediyor. Futbola milyonlar ayıranlar salon için bizden para
istiyor. Bu iş ülke tanıtımıdır. Tesislerini açan Fenerbahçe Kulübü’ne
ve salonu bedelsiz veren Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’e ise
teşekkürlerimi borç bilirim” ifadesini kullandı.
|