UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ

TD.F, Çernobil nükleer santral kazasının 22. yıl dönümünde; "BASIN AÇIKLAMASI"
Felaketten etkilenerek hayatını kaybeden bütün dünya insanlarını barış ve kardeşlik adına rahmetle anar,felaketten etkilenip,hastalanan ve yaşam mücadelesi veren insanlara acil şifalar dileriz.
Patlama sonrasında gerekli araştırmaları yapmayan,kamuoyuna gerekli uyarı bilgileri aktarmayan,alınması gereken önlemleri almayarak halkın sağlığını hiçe sayan, olayın ciddiyetini sulandırarak halkı yanıtan, dönemin yetkililerini şiddetle kınıyoruz.

22 yıl önce gerçekleşen bu felaketin tekrar yaşanmaması için , bütün dünya ülkelerini ve ülkemiz yetkililerini uyarıyoruz.

Özellikle ülkemizin Karadeniz bölgesinde kanser hastalıklarındaki normal olmayan artışın, Çernobil felaketinden kaynaklandığına inanıyoruz.
Bilim adamları,kanser vakalarında genel bir artışın olduğunu kabul ediyor, önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde toplumun%20 sinin kansere yakalanacağını kesin bir dille beyan etmektedirler.
Geçtiğimiz günlerde Greenpeace çevre örgütü,Çernobil faciası yüzünden ölenlerin sayısının resmi açıklamaların çok üstünde ,93 bin civarında olduğunu bildirdi.


Belarus ulusal bilimler akademisi tarafından yapılan araştırmaya dayanan raporda,
Çernobil kazasından dünya çapında 2 milyar kişinin etkilendiği,
270 bin kişinin kansere yakalanacağı,bunların 99 bin kişisinin ölümcül olacağı kaydedildi.
Yine Hopa belediyesi ve İstanbul Tabipler odası'nın yaptığı ortak bir çalışmada bu bölgede son yıllarda gerçekleşen ölümlerin %47 sinin Kansere bağlı ölümler olduğu açıklandı.
Bölgenin fakir halkından sosyal güvencesi olmayan pek çok hastanın da tedavi olamadan bu hastalıktan öldüğünü bilmekteyiz.


Durum böylesine ciddi ve düşündürücü iken Devletimiz yetkilileri bu konuda neler yapıyor ?
Geçmişte hiçbir önlem alınmaz iken, gelecekteki tehlikelere karşı bilim adamlarının işaret ettiği önlemler hala alınmamaktadır. bu hastalığı etkileyen faktörler nelerdir ? Bu hastalığın artışı nasıl önlenecektir ? bu gibi soruların cevabını Karadenizliler kadar bütün Türkiye merak etmektedir.

Sivil toplum kuruluşları olarak önerimiz, İnsanlarımızın geleceğini etkilemekte olan böyle önemli bir tehlike karşısında realist düşünerek gerçeklerle yüzleşmek kaçınılmazdır. Bu vesile ile sosyal bir devlet olduğuna inandığımız ülkemiz yetkililerine diyoruz ki, Başta Karadeniz bölgesinde Trabzon'da olmak üzere,hastalığın yoğun olduğu bölgelerde "Kanser araştırma Enstitüleri" kurulsun Bu aşamada TD.F, olarak üzerimize düşecek her türlü göreve hazır olduğumuzu bir defa daha ilan ediyoruz.

Sonuçta TD.F,olarak, insan sağlığını ve çevreyi hiçe sayarak etrafa saçtıkları zehirli atıkların sebep olacağı faciaların tekrar yaşanmaması için yetkilileri göreve çağırıyoruz, Federasyon olarak ileri teknoloji ürünü nükleer santrallere karşı değiliz. sağlıklı nesiller yetiştirebilmek ve yeni faciaların yaşanmaması için , Ermenistan'daki Metsamor nükleer santrali gibi ilkel teknoloji ile çalışan santrallerin kapatılmasını ,veya yüksek teknolojiye dönüştürülmesi için gereken siyasi baskıların yapılmasını istiyoruz.

Nükleer kaza veya saldırıların toprak ve havada yüzlerce yıl olumsuz etkilere sebep olduğunu en önemli tehlikelerin ise patlamadan 15-20 yıl sonra meydana geldiğini biliyoruz, bu gerçek ülkemizde ve bölgemizde yoğun bir şekilde patlak veren kanser vakalarının menşeinin Çernobil olabileceği gerçeği gözlerden saklanmaktadır. dün üç kuruşluk çay,fındık gibi stok ürünleri imha etmeye kıyamayarak bunları halka ucuz pahalı hatta bedavaya kışla ve okullarda çocuklarımıza dağıttınız, Karadeniz bölgesinde yetişen ürünlerin bütün ülkeye dağıtılmasına seyirci kaldınız, 22 yıl sonra ilmen yapılması gerekenleri artık yapın bu insanlarımızın hayatına gereken değeri verin diyoruz.

HÜSEYİN AYAZ
TDF Başkan yard.
Trabzon Dernekleri Federasyonu sağlık komisyonu başkanı

Vahim olayın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, ülkenin STK ları ve bağımsız bilim kurulları, akademik personel feryat ederek Türkiye'deki artan kanser vakalarının altında Çernobil'in büyük katkısı olduğunu üstüne basa basa vurgularken,
resmi ağızlar hala sigara üzerine yoğunlaşarak, hedef saptırmakta ve sorumlulukları inkar etme yoluna gitmekte ısrar etmektedirler.
SAĞLIK Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer,15.6.2004
araştırma komisyonunun Türkiye genelinde kanser araştırmasına başladığını ve ilk toplantısını geçen hafta yaptığını söyledi. Tuncer, kanser sayısında artış yaşandığının gerçek olduğunu vurgulayarak,"Vakalarda çevre, beslenme ve sigara gibi etkenler nedeniyle artış yaşanıyor" diye konuşurken aslında üstü kapalı bizleri doğrulamaktadır.

22 yıl sonra hala kanser konusunda ciddi yatırımların olmadığını , planlanan projelerin ise inşaat halindeki binalardan öteye maalesef gidemediğini esefle izlemekteyiz.
Devletimiz henüz gerekli kurumları ve araştırmaların alt yapısını kuramadığı halde, TAEK ve üniversiteler,sözde araştırmalar yayınlayarak hala halkın yanlış bilinçlendirilmesine göz yummaktadır.

2000 yılından beri Trabzon Dernekleri Federasyonu olarak , Bu konuda büyük mücadele verdik, mücadelemizi gerçekçi neticeler alıncaya kadar devam ettireceğiz.
Hükümetlerde devamlılık ilkesi esastır. Bu nedenle geçmişte görevi ihmal eden , Toplumun mağdur olmasına sebep olan görevliler bir kurum adına hareket ettikleri gerekçesi ile suçlu olan kurumlardır. Bu kurumlar , bunlar 22 yıl önceydi diyerek sorumluluklarını inkar edemezler,  geciken görevlerini bu gün gerçekleştirmek, geçmiş yönetimlerin hatalarını , suçlarını telafi etmek mecburiyetindedirler.

Bu gün yetkili kurumlardan acilen Çernobil mağdurları konusunda iyileştirici karalar alınmasını bekliyoruz, sudan bahanelerin arkasına sığınılmasını kabul etmiyoruz, bilhassa yoğun etki altında kalarak binlerce evladını kaybeden bölgemize , devletimizin borcu çoktur. bu borcun hukuken telafisi neyse yapılmasını beklemekteyiz,
sağlığımızın politik malzeme olarak kullanılmasından bıktık, ciddi tedbirlerin hayata geçirilmesini bekliyoruz.

Gerekli donanıma ve veri stokuna sahip olmayan kurumların ortaya koyduğu, adına rapor denilen , gayri bilimsel bahaneleri kabul etmiyoruz.

SONUÇLAR VE ÖNERİLER

Bir maddedeki kirliliğin varlığı ve toplumsal zararının az veya çokluğu önceki yıllar verisi ve ne kadar tüketildiğinin bilinmesi ile karşılaştırılarak bilinebilir.
Ulusal Besin ve Radyasyon Durumu için Ülke Karakter/Veri Tabanı (Profile/Data Base) ve toplumun besin tüketimi ve tüketim alışkanlıkları ile ilgili Türkiye’yi temsil eden bir araştırma için ulusal bir istenç ve istatistiksel-bilimsel alt yapı 1986 öncesinde de şimdi de yoktur. TAEK yasaklı bir dönemin yasası ile kurulmuş ve bilimsel özerk kurullara sahip olmayan bilimsel denetim dışı bir kurumdur. Kaldı ki aynı dönemin bir başka yasası ile yönetilen üniversitelerimizin dahi bilimsel yönden özerk ve özgür bilimsel denetime sahip olduğu söylenemez. Bunu devlet adına yapabilecek multidisipliner ve özerk bir ‘halk sağlığı okulu’muz da yoktur.

TAEK bilimsel ve özerk bir kurum değildir. TAEK’nun radyasyon ölçüm sonuçlarına dayandırılarak bilimsel araştırma yapılamaz, başlatılamaz .
Üniversitelerimiz özellikle nükleer enerjinin sağlık ve çevre sağlığı risklerini denetleyebilecek yetişmiş akademik ve araştırmacı personel kapasitesi ve ölçüm aletleri açısından yeterli ve TAEK’nu denetleyebilecek kapasite ve özerkliğe sahip değildir.
TAEK’nun ve üniversitelerimizin bu özellikleri sürdüğü sürece halen ülkemizde bulunmaması büyük bir şans olan ve çok büyük çevresel risklere gebe olduğu her gün bir başka nükleer kaza haberi ile ortaya çıktığı için dünya çapında zaten kabul görmeyen nükleer santrallerin ülkemize yapılması bilimsel bir risk değerlendirmesi ve kararı sonucu olamaz.

Bu nedenle pek çok ve kendi kendine yetecek kadar temiz ve yenilenebilir enerji kaynağına sahip ülkemize nükleer santral yapılmamalıdır. Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi’nde de sözü edildiği gibi ülkemiz “nükleer santral ve nükleer bomba yapma teknolojisini oluşturacak 'doğal bir sanayi süreci'” ve bilimsel, hukuksal, ahlâki ve demokratik altyapıya kavuşuncaya kadar nükleer santral yatırımını düşünmemelidir. Çevre koruma sicili çok bozuk olan ülkemiz ve onu yöneten hükümetler, en azından bu konuda kendini kanıtlayıp güven sağlayıncaya kadar bu böyle olmalıdır.

Bunun tersi olduğunda ise İktidarların,  Mayor’un sözcükleriyle: “basitçe görmezden gelerek, müdahale etmede yetersiz kalarak, önlem almayı reddederek, hukuki biçimciliğin ve politik felcin birbirini takviye ettiği karmaşık ve mükemmeliyetçi uygulamaların arkasına sığınarak halkı sömürmesine ve baskı altına almasına”  destek veren bilim insanlarının ve aydınların ihaneti hoş görülmemeli, bağışlanmamalı ve cezasız kalmamalıdır.

Çernobillin hasarı o denli dehşet olmuştur ki, 22 yıl sonra bile bölge hala yaşama kapalı tutulmaktadır.
"google earth" programıyla Çernobil'i görmek istediğinizde hala buna imkan bulamayacaksınız, aşağıda çeşitli yakınlıkta aldığımız verilerde  reaktör bölgesi karalama verilmekte, net resim alınamamaktadır. demek ki reaktörün hasarı belirgin olarak hala devam etmektedir.
1,2,3,4, nolu resimlerde 30-40 km sol tarafta şehir net görünmekteyken , Çernobil reaktörünün etkilediği alan karalama olarak verilmektedir.
5. resim reaktörün patlamadan sonraki halini göstermektedir.
6. resim bölgenin son planlamasını, yaşam alanı sınırlarının genişliğini göstermektedir. bu kadar büyük bir alan hala yaşama kapatılmış tutuluyorsa, 22 yıl evvelki tehlikenin ne büyük bir felaket olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır zaten.
7.resimde harap olan ormanda, nükleer ikaz tabelasının ne hale geldiğini görüyoruz.
Biz STK lar 22 yıldır sözde resmi açıklamalara doyduk, bizim donelerimiz gerçek hayat hikayeleridir, masa başında yazılmış gayri ciddi veriler değildir. hayatın içinden geliyor ve feryat ediyoruz, artık geçmiş ihmalleri kabul edin, telafisi için gerçek tedbirler alın.

1 2 3 4 5 6 7
Çernobil patlamasından hemen sonra ve 20 yıl sonra çekilen videolar, Olayın gerçekleri gözler önünde
22 yıl sonra çernobil'den resimler

İŞTE GERÇEK BİLİM ADAMLARI, BASKILARA RAĞMEN BELGELERİ İLE KONUŞUYORLAR.

Çernobil'in Karadeniz'e etkileri panelinde konuşan ODTÜ lü İki bilim adamı prof İnci ve Ali Gökmen yıllar sonra acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdiler..

ETKİSİ AZALTILMADI

Ankara'da bu yıl 2.si düzenlenen Her yönüyle Trabzon etkinliği çerçevesinde düzenlenen panelde konuşan iki profesör karı koca Gökmenler acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.ODTÜ"lü kara koca iki bilim adamı Prof Dr Ali Gökmen ile Prof İnci Gökmen Çernobil"in doğu Karadeniz'e etkileri konusunda riski azaltacak hiçbir tedbirin alınmadığını panelde resmen açıkladı.

İki bilim adamı o dönemde bazı verilerin kamu yararı gözetilerek tehlikenin boyutunun açıklanmaması konusunda da fikir birliği oluştuğunu söyledi..

DAĞ TAŞ GEZDİK

Atatürk Kültür Merkezindeki panelde konuşan ODTÜ"lü iki bilim adamı Prof Ali Gökmen ile Prof İnci Gökmen olayın yaşandığı günden bu güne kadar Karadeniz"de bir çok bilimsel araştırma yaptıklarını belirterek "Bir kere şunu kabul edelim riski azaltma konusunda ciddi hiçbir çalışma yapılmamıştır. Çernobil Karadeniz'i etkilemiştir. Kamu yararı gözetilerek bu gerçek halktan saklanmıştır“dedi

TRİOD BEZİ KANSERİ ARTTI
Çernobil'in ve Karadeniz'e etkileri panelinde bazı verilerle somut bilgileri ortaya koyan ODTÜ lü Profesör İnci Gökmen"ler özellikle Hopa , Rize ve Trabzon'da Troid bezi kanserinde artışın Çernobil faciası ile direkt olarak alakalı olabilir Çernobil'in etkilerinin azaltılması ile ilgili olarak çok ciddi bir çalışma yapılmadı Elde bir veri yok denilerek Çernobil'in etkilerinin azaltılması ile ilgili olara o dönem ortaya çıkan vurdumduymazlığın üstü kapatılmamalıydı. Kazanın meydana gelmesinden sonra bilim insanları olarak birçok uyarılarda bulunduk. Bu uyarılar hiç ciddiye alınmadı" dedi

ERDÖL “ TEHLİKE SİGARA

Paneli yönetin Ak Parti Trabzon milletvekili Prof Dr Cevdet Erdöl panelin soru cevap bölümünde sigaranın tehlikelerine dikkat çekti. Paneli yöneten Erdöl Çernobil'e dayalı ciddi bir kanser artışından söz edilemeyeceğini belirterek” Çünkü elde kesin bir veri yok dedi.

Bunun üzerine Erdöl'e müdahale eden Prof Dr İnci Gökmen Türkiye'de hiçbir ciddi veri tabanının bulunmadığına belirterek "Bu konuda elde ciddi veri yok demekle, Çernobil'in insan sağlığına zararı yoktur manasını çıkarmamak gerek. Sigara ve tıptaki radyasyonun Çernobil faciasının yaydığı radyasyonla eş değer tutulması da bilimsel bir yaklaşım tarzı değildir..

ALİ GÖKMEN TEHLİKE FARK EDİLMEDİ

Panelde acı gerçeği bir kez daha gözler önüne seren Prof Ali Gökmen Çernobil'in besin zinciri içine de girdiğini belirterek” İnsanlara değil doğaya olan zararları ve buna paralel olarak bitkiler ve ağılarla ilgili olarak ciddi sıkıntılar ortaya çıktı. Bunlar fark edilmedi” dedi

 



Panelde Prof Ali Gökmen Çernobil nükleer santrali gibi Trabzon'a çok yakın Ermenistan'ın Türkiye sınırında sınırında çok eski teknoloji ile hala üretim yapan “Metsamor Nükleer Santralı”.nin de her an Çernobil gibi kaza olabilir Bu konuda kesinlikle Ermenistan devleti ile Türkiye'nin ciddi olarak masaya oturması ve oradaki santralin güvenirliliği konusunda karşılıklı güven tazelemeleri gerekiyor. Diplomatik ilişkilerin olmaması Türkiye'nin “Metsamor Nükleer Santralı”ndaki hakkı olan güvenirlilik araştırma yapmasını engelliyor. kesinlikle Ermenistan ile nasıl ilişki kurulursa kurulsun bu nükleer santral masaya yatırılmalı” dedi..

KAMU YARARI DİYE GİZLİ TUTULDU

Karı koca Profesörler YÖK tarafından Çernobil'in sonuçları ile ilgili hazırlanan raporların kamu yararı gözetilerek kamuoyunu duyurulmaması gibi bir ikazla da karşılaştıklarını ilk kez dünkü panelde açıkladılar. Bu arada her iki profesör karı koca, Çernobil'in yakınlarında radyasyonun insanlara etkilerini gösteren fotoğrafları da ilk kez Türkiye kamuoyuna gösterdiler.Profesör Gökmenler panelde gösterdikleri fotoğrafları ile bir büyük tehlikeye dikkat çekerken, panele katılanların bir çoğu gördükleri korkunç fotoğraflar karşısında adeta şaşkına döndü. Öte yandan prof Ali Gökmen, sadece Türkiye'de değil Dünya sağlık teşkilatı ile Dünya Atom enerjisi kurumunun da karşılıklı olarak Çernobil'in insan sağılığına etkilerini somut olarak ortaya koyan verileri dünya insanlığına açıklanmaması yönünde bir anlaşmaya vardıklarını da açıkladı..