OFLU HOCA HASAN EFENDİ (Gözaydın)

   Mevcut Gözaydın ailesinin ,eskiye doğru, dördüncü kuşak babamız olan Ahmet Oğlu Hasan efendi.
1871 yılında Hundez'de doğan Hasan efendi, çocukluk ve gençlik yıllarında Of medreselerinde eğitim görmüş, bilahare Süleymaniye medresesinde eğitimini sürdürmüştür.
   1.Dünya savaşı başladığında İzmir'de Hisar camii medresesinde hocalık ve Orduda Moral hocalığı görevi ifa etmekteydi. Çanakkale savaşına nefer toplamak için ata toprağı Aydın civarında şehir, kasaba, köy gezerek millete cepheden haberler ulaştırıyor, gençlerin cepheye gitmesini teşvik ediyordu.
  Rusya'nın Doğu Karadeniz işgali başladığında Of'a telgraf çekerek Of'ta bulunan Eşi, Çocukları, Kardeş ve amca çocuklarına Çorum Sungurluya gelmelerini ister, Bir müddet sonra kendiside ailesi ile buluşmak için İzmir'den hareket ederek Sungurluya gelir.
 
    Of'tan büyük bir gurup ile beraber, 5 tanesi küçük çocuk ve yaşlılar ailemizden 15 kişi çok zahmetli ve yolda can kayıplarına sebep olan bu muhacirlikte gelinen Sungurluda, Hasan efendinin İstanbul Süleymaniye medresesinden tanıştığı bir arkadaşının yanına sığınır. Akçakoyunlu köyüne yerleşirler.
   Burada cami hocalığı ve Medrese eğitimi vermeye başlar, Köyden kiraladığı arazilerde bostan ve tahıl ekimi yaparken, Ankara'dan getirttiği kumaşları çevrede ve Sungurluda satarak geçimini sağlardı.

     On yıl Kaldığı Akçakoyunlu köyünden ayrılarak Sungurluya yerleşti, Şimdiki şehir stadının olduğu yerde evi, çevrede devletten kiraladığı bağları, 500 civarı koyunu vardı.

    Kardeşi İbrahim Efendi vefat etmiş, çocukları İhsan efendi Ankara'ya giderek askeri memur olmuştu.
Hasan efendi kendisi Sungurlu çarşısında açtığı kumaş dükkanında tüccarlık yaparken, Sungurlu Ulu camii medresesinde hocalık görevini sürdürmekteydi.

      Kurtuluş savaşı yıllarında, İstanbul'da Çarşambalı hocanın ders halkalarından tanıdığı İskilipli Atıf efendi ile ülkenin kurtuluşu için mücadele vermişler, bu nedenle olacak birçok düşman sahibi olmuşlardı.

      Hasan Efendi savaş sonrası cehalete savaş açarak mücadelesini Sungurluda devam ettiriyordu. Ülkenin karışık günleriydi, Eşkıyalık meslek olmuş, Türklerin son kalesinin de parçalanmasını isteyen bölücü zihniyetler yoğun faaliyet içindeydi.
     Bölgede Alevi, Kızılbaş; Ermeni, Kürt ayaklanmaları devam ediyordu.Hasan efendinin ümmetçi, birlik ve beraberliğimiz için verdiği mücadeleden rahatsız olanlar çoktu.
     Hasan Efendiye doğrudan  düşmanlık yapamayan hainler ekonomik olarak kendisini çökertmek için Ankara'dan getirttiği Kumaş kervanı Sungurluya 80km uzaklıktaki bir mevkide trenden indirilip katırlara yüklendiğinde eşkıyalarca soyularak talan edildi.
     Hasan Efendi 1939 yılında Ankara'dan getirttiği kumaş kervanı eşkıyalar tarafından soyulunca maddi büyük borçların altında ezilmeye başlamıştı. bu olayın üstünden birkaç hafta geçmeden ailenin diğer geçim ve uğraş kaynağı 500'ü aşkın koyunları ahırda bir gecede zehirlenerek öldürülünce hepten zor durumda kaldılar.

     Peş peşe gelen bu sıkıntılara dayanamayan Hasan efendi 03 Mart 1939 yılında Sungurluda vefat etti. Vasiyeti üzerine Sungurlu şehitliğinin de bulunduğu Karşıyaka kabristanının en yüksek tepesine defnedildi.
    On gün aradan sonra ilk Torunu 3 yaşındaki Hanife aniden oluşan ateşli bir hastalık nedeniyle vefat edince dedesinin yanına defnedildi.
     İstanbul'da memur olan Büyük oğlu Ahmet Sırrı Gözaydın Sungurluya geldi. Burada yaşamanın imkansız olduğuna hükmederek ailesini alarak Of'a geri döndüler. Ailenin büyük oğlu Ahmet Sırrı bu sıra İstanbul'da gümrük memuru olarak çalışmaktaydı. Sungurluya gelerek Ailesini tekrar Trabzon Hayrata getirdi ve kendisi İstanbul'a görevine döndü.