Sayın çok değerli hemşerilerim

Bu güzel günde, Koca tarihin ve şu gök kubbenin şahitliğinde,

Birçok yıkılışa ve dirilişe şahit olmuş  Ceddimizin ve başta Türk adını Tarihe şanla yazan ecdadımıza ve son kalemiz Türkiye’mizin mimarı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere son devletimizi kuranların manevi huzurunda,

Devleti kuranlara, şimdi toprağın altında ya da üstünde olanlara şükran hislerimizi ifade etmek için , Devletimizin en büyük gününü  yani Cumhuriyetimizin 85. yılı, Bütün milletimizin Bayramı kutlu olsun.

       Cumhuriyet Bayramının iki önemli anlamı vardır: Birincisi her taraftan düşman işgaline uğrayan Anadolu’nun işgalcilerden kurtulması, ikincisi de demokratik ve laik bir cumhuriyetin ilan edilmesidir.

    19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadeleyi başlatıp, 29 Ekim 1923 tarihinde de “Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.” diyerek ilan ettiği Cumhuriyet, Türk Milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.

Atatürk'ün Cumhuriyet projesi, devletin şekliyle ilgili bir değişim olmanın ötesinde, daha büyük ve kapsamlı bir değişime tekabül etmektedir. Cumhuriyet, bir modernleşme projesidir. Bu projenin dayanağını oluşturan üç temel kavram demokrasi,hukuk devleti ve laikliktir.

          Günümüzde bu temel kavramların içinin boşaltılarak Demokrasiyi suiistimal, Hukuku satılık, Laikliği din düşmanlığı şeklinde yorumlamaya çalışarak, Türk milletinin birlik ve beraberliğini bozma gayretleri açıkça gözlenmeye başlamıştır.

Sadece sevgi ve hoşgörü ile kurulacak birlikteliklerle Milletimize, Devletimize düşmanlık oyunlarını bozacağımıza inanıyorum. Çünkü sevgi ve hoşgörünün hakim olduğu bütün toplumlarda hayat güzeldir, insanlar mutlaka mutludur.
Bütün hastalıklar sevgisizlikten, gönülleri karartan kin duygusundan beslenir, gelin bütün hastalıklarımızı tedavi edecek sevgide birleşelim.

Bu projeyi Atatürk, 10. yıl Nutku'nda şu şekilde ifade etmiştir: "Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklara sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız……. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk Milleti, millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.

     Bu günlere nasıl geldiğimizi anlamak ve unutmamak için

Kapatın gözlerinizi, dalın tarihin derinliklerine …

Günlerden bir gün... Uzak değil, dün gibi yakın.

Ne Fatih'le İstanbul, Ne Süleyman'la Viyana önlerindeyiz..

Atatürk ile Çaldağı’nda İstiklâl Savaşı'nın zor günlerindeyiz."

Yukarıda gök çökmüş üstümüze, aşağıda yer yarılmış yutmuş bizi.

İngiliz'i, Fransız'ı, Yunan'I  kıskıvrak yakalayıp tutmuş bizi.

Sonunda:Bir "Seyit Çavuş"un, bir "Zeybek"in, bir "Dadaş"ın, bir "Adsız Kahraman"ın attığı mermi   savaşta dengeyi bozmuş.  

İşte bu zaferin önderi ATATÜRK, bayramı CUMHURİYET'tir.
 

      Türkiye Cumhuriyeti etnik kökeni ne olursa olsun, dini inancı ne olursa olsun vatandaşını koruyan bir anlayışla kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ırk, din, mezhep, sınıf ayrımı yapmaz. Ben Türküm diyen herkesi vatandaş kabul eder. Cumhuriyetimiz, kendisine düşmanca davranmayan herkesi kucaklar.

 

         Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman iç ve dış düşmanları olmuştur ve olacaktır. Yurdumuzu parçalamak isteyen Sevr sevdalıları her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Laik ve demokratik cumhuriyet düşmanları olacaktır.  Bunlar iç ve dış destekli olabilir.  Türkiye cumhuriyetini  korumak ve kollamak yalnız konuşmakla ,  sadece duygusallıkla olmaz. Bizim cumhuriyetçi gençliğimiz; kültürlü, aydın, çalışkan, üretken, başı dik ve onurlu olmalıdır. Bir insan topluluğunu millet yapan şey kültürdür. Kültürel değerlerimizi bilmeli ve o değerlerimizi korumalıyız… Ben cumhuriyeti ve bağımsızlığı seviyorum demek yetmez. Cumhuriyeti korumak için içtenlikle çalışmalıyız. Yaşadığımız vatan için özveriden kaçınmamalı, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bu cumhuriyeti yüceltmek için mücadele etmeliyiz. Biz birlik olur, dostumuzu ve düşmanımızı tanıyıp, en ileri medeniyet seviyesine ulaşmaya çalışırsak, dünyada ki hiçbir güç, bizi vatanımızdan ayıramaz.

Büyük önder Atatürk’ün gösterdiği hedefler açısından yapacak çok şeyimiz var.  Atatürk’ün “Cumhuriyet fikren, ilmen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.” diye tarif ettiği gençliğe gerekli şartları sağladığımız söylenemez.

Türkiye’yi, Karadenizi, kültürümüzü, tarihini ve tabiatını koruyan, ekonomik rekabet kabiliyeti yüksek, cazibe merkezi, mamur bir ülke, mamur bir bölge haline getirebildik mi?

Çocuklarımızı, torunlarımızı kucaklayan umut dolu projeleri hayata geçirebildik mi?

Birlikte yaşamak ve biz duygusunu iliklerimize kadar hissetmek için güzel zeminler oluşturabildik mi?

Bugün tarih yepyeni oluşumlara gebedir. Yepyeni aksiyonların zembereği kurulmaktadır.

Tarihin bu gündönümü çağında, birliğimizi-dirliğimizi, sevgimizi, muhabbetimizi çekemeyen şer güçler, yine memleket semalarımızın o berrak görünümünü bozmak için uğraşıyor.

Her ağacın kurdunun özünden olduğu gerçeğini iyi bilenler, bizi bize düşürmek için elinden geleni ardına koymuyor. Çağdaş bir toplum olma yolundaki koşumuza çelmeler takmak istiyorlar. Bu hedeflerine ulaşmak için bizi hedefsiz ve hafızasız bırakmak istiyorlar.

Dünyanın yaşadığı değişim ve dönüşüm sürecini, ağır bedeller ödemeden, milli menfaatlerimiz ve milli hedeflerimize halel getirmeden yaşayabilmek için iyi bir tarih şuuruna ve gücünü milletten alan bir vizyona sahip olmak zorundayız.

Hiçbir olumsuzluk bizi ümitsizliğe sevk etmemelidir. Birlik ve beraberlik içinde, sevgi içinde, değerlerimizin değerini bilerek çalışalım. Kendimizi küçük görme hastalığından kurtulalım. Bu meydanları, bütün milletimizin ve insanlığın gönüllerinin bayram yerlerine döndürelim.

Dünyanın gözü, insanlığın umudu bu büyük millettedir. Bu asra bizim damgamız vurulacaktır. Buna mecburuz. Çünkü sadece bizim için değil, bizimle ilgili oyunlara alet olanlar dahil bütün dünya için hayırlısı bu olacaktır.

Bilelim ki Mehmet Akif’in “top bile sindiremez” dediği bu topluluk, bu toplu vuran yürekler ülkemizin ve hatta dünyanın teminatıdır.

         Sevgili Hemşerilerim, komşularım.

Cumhuriyetimiz’in 85. Yılını kutlarken “Bugünün anlam ve önemine binaen yapmamız gereken şey, hem sahip olduğumuz değerlerin muhasebesini yapmak hem de ileriye doğru bakmaktır. Bugün, her zamankinden daha çok çalışmaya, özgüvene ve millî dayanışmaya ihtiyacımız vardır.

      Türkiye entelektüel ve bilimsel üretimiyle, dünya devletleri arasında hak ettiği yeri  almak zorundadır. Sahip olduğumuz imkânlar bize tarihi fırsatlar sunmaktadır. Türkiye'nin modern ve medeni dünyadaki yerini geliştirmek için, hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu yüzden milletimizi ve memleketimizi ilgilendiren her meseleyi, şahsî davamız kadar heyecanla ve ısrarla izlemek ve sonuç almak zorunda olduğumuzu bilmek ve buna inanmak gerekir.

     Türkiye’miz Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne  gelişme yönünde  büyük mesafeler kat etmiştir. Ancak bugün dünya üzerinde bizden daha gelişmiş ülkelerin varlığı göz önünde bulundurulduğunda gösterilen hedefe henüz ulaşamadığımız ortaya çıkmaktadır.

Ülkemiz, üzerinde bulunduğu coğrafya itibarı ile politik, stratejik ve ekonomik bir cazibeye sahiptir. Bu nedenledir ki; binlerce yıldır bu topraklarda aynı bayrak altında yaşayan insanlar üzerinde hep plan üstüne plan yapılmış, oyun içinde oyun oynanmıştır. Ancak, tek yürek olmuş milletimiz sayesinde bu oyunlar boşa çıkarılmıştır. Bundan sonra yapılacak planlar da bozulmaya mahkumdur.

Değerli Bürokrat ve derneklerimizin üyesi hemşerilerim;

Öncelikli amacımızın halkımıza hizmet olduğunun bilinci  ile sizlere tevdi edilen görevi yerine getiriniz. Halkı kucaklayınız. Halk-Devlet birlikteliğini pekiştiren davranışlar sergileyiniz, toplumsal refah için projeler üretiniz.

Trabzon ve Bölgemizin kalkınmasına yönelik her gayrete, projeye destek olunuz. Halka yakın ve halkın içinde olunuz.
Trabzon Halkı kendine özgü kadirşinaslığı ile sizi kucaklayacaktır.

 Değerli Öğretmenler! Eğitimciler;

Bilginin en önemli kazanım ve güç olduğu günümüzde; bilimin aydınlatıcı ışığında “erdemli insan yetiştirmek” düsturu ile geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimine özen gösteriniz,size emanet edilen çiçeklerimizi soldurmayınız

           Sevgili Gençler , Kıymetli Öğrenciler;

Sizler, Atatürk’ün deyimiyle “geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri ”siniz. Büyük önderimiz M.Kemal Atatürk’ün  “Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak” sözleri ile işaret ettiği ve Cumhuriyeti emanet ettiği gençlersiniz..

 

Taşıdığınız bu emanetin ağırlığı ve sorumluluğunun bilincinde olduğunuza inanıyor ve güveniyoruz. Unutmayınız ki, geleceğimize yön verecek sizlersiniz. Bu ülke, sizlerin çabası ile dünyadaki saygın yerini alacaktır.

                   Ey Anadolu'm, güzel yurdum, Türkiye'm!

Sen bin yıldır milletimize Halil İbrahim sofrası oldun.

Biz çoğaldıkça sen bereketlendin. Senin suyunu içtik, Senin ekmeğini yedik, Senin sofranda beslendik, Senin hür havanı soluduk.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı" varsa , Senin ,bu bereketli sofranın "sonsuza kadar" hatırı vardır.

Bu sofraya "ihanet eden" ya nankördür ya da gafildir.

 

                  Ey Anadolu'm, güzel yurdum!

Sen, , kaderi kaderimize benzeyen ölümsüz vatanımız...

Sen bin yıldır doğanımıza beşik, ölenimize mezar oldun.

Bizler de beşikten mezara kadar sana sahip çıkacağız.


                 Ey Anadolu'm, Güzel Türkiye'm!

Bir gün bir Ferhat, sendeki bir güzele sevdalandı.

Bu sevda uğruna dağları deldi..

Ey güzel yurdum! Biz sendeki bir değil, bin bir güzelliğe sevdalıyız...

Senin için dağları değil, çağları bile deleriz.

Uğrunda bir değil bin kere ölürüz.

      Bilmeyenler ne bilsin, bilenlere selâm olsun!..
      Bayramınızı bu duygularla tebrik eder, dünya durdukça bu bayrakların bu bayramların yepyeni meydanlarda, yepyeni ufuklarla ve yepyeni umutlarla sürüp gitmesini diler, sevgi ve saygılar sunarım.

Bir garip ve üzgün hemşeriniz !